Müzik Coğrafyasında Duraklar

muzik_cografyasi

Müzik Coğrafyasında Duraklar, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları, Ankara 2008. 164 s.

ÖNSÖZ 

Birkaç müzik yolculuğunun öyküsünü okura sunmazdan önce, bunlara ilişkin kısa bir açıklama yapmam hoş görülsün.

YOLCULUKLARIN BAĞLAMI

Son on yılda, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın temsilcisi olarak birçok uluslararası toplantıya, yabancı ülkelerdeki müzik festivallerine, ödül törenlerine katıldım. Avrupa Festivaller Birliği’nin [1]European Festivals Association-EFA. Ankara Uluslararası Müzik Festivali 1993 yılından bu yana bu birliğin üyesidir. genel kurul toplantılarında, Uluslararası Ankara Müzik Festivalini temsil görevini de, çoğu zaman Vakıf Başkanı Sayın Mehmet A. Başman’ın yanında, ona yardımcı olarak, kimi zaman onun yokluğunda üstlendim. Bu kitapta, işte bu çerçevede yaptığım yolculuklardan bazılarına ilişkin izlenimlerimi biraraya getiriyorum.

Yolcular da yolculuklar da türlü türlü. Ama her gönüllü yolculuğun, bireyin yaşamına kattığı bir artı değer, bir heyecan; görgü ve birikimine eklediği bir çökelti, bir deneyim mutlaka vardır. Bu kitapta anlatılan yolculukların tamamı, çok bilinen, çok ziyaretçisi olan, çok yazılmış kentlere yapılmıştır. Ayrıca her biri çok kısa sürmüştür. Bu nedenle çok değişik, uzaksıl yolculuklar olmadıkları kesin. Bunlardan seyahatnameler yazılamazdı şüphesiz. Gene de, bu türden iş ya da görev yolculuklarında bile eğer yolcu çevresine ve yaşadıklarına “dışardan” bakabilirse, bir yandan yaşarken bir yandan da olaylara seyirci gibi yaklaşabilirse, öyle sanıyorum ki ilgi çekici, hattâ anlatılmaya değer unsurları yakalayabilme olasılığı yükseliyor. Böylece görev yolculuğunu aynı zamanda bir tür keyif yolculuğuna da dönüşüyor. Yaptığım bu oldu. Keyfini çıkarmanın bir yolu da bunları yazmaktı. Kaldı ki, bu yolculukların her biri, “müzikle ilgili” yolculuklardı.  Tek başına bu unsur bile “amaç yönünden”  yazar için bu yolculukları çekici kılmaya yetiyordu.

Her görev yolculuğundan sonra, Vakıf yönetimine bilgi vermek ve arşivinde saklanmak üzere birer rapor hazırlama zorunluluğu vardır. Bunları aksatmadan yapmaya her zaman gayret gösterdim. Toplantılarda tartışılan konular, Vakfı veya Uluslararası Ankara Müzik Festivali’ni şu ya da bu yönüyle yakından ilgilendiren unsurlar, yapılan seçimler, kullanılan oylar, gerçekleşen temaslar, iletilen sorunlar, gelen tepkiler, ayrıntılarıyla bu raporlarda yerlerini almıştır.

Ama her seferinde, raporlara yazılması gerekmeyen, hattâ yazılamayacak türde,  kişisel niteliği öne çıkan, bazen kimi heyecanlar içeren, izlenimler ediniyor, olaylar yaşıyordum. Bunlar da yolculuğun ek getirileriydi.  Özel bir merak ve ilgi nedeniyle, belli bir coğrafyanın, bir denizin, fauna ve floranın görülmesi, incelenmesi, öğrenilmesi amacıyla, bir bilgi arayışıyla yola çıkmaya kıyasla, bu tür yolculukların “getirisi” şüphesiz dizgesel olmaktan uzaktı. Ayrıca hiçbiri için, öncesinde –toplantının kendisi için gereken mesleki hazırlıklar dışında– bir hazırlık yapılmamıştı. Ama bir gösteri, bir dinleti, bir manzara, bir kentin topografyası, o topografyada bir gezinti, kimi anıtlar ve yarattığı çağrışımlar, bir “meslek çevresinin” kimi özellikleri de anlatı konusu olabilecek unsurlardı. Dolayısıyla onları aktarmayı denediğim kitap da öyle,  dizgesellikten ve bütünlükten uzak kalacaktır. Gene de eğer mutlaka bir bütünlük işareti bulmak gerekirse bu müzik olacaktır.  Bu yolculukların her biri müzik için ve okundukta görüleceği gibi hayli yoğun   “müzik eşliğinde” yapılmıştır.  Ancak yazarı müzisyen olmadığı gibi kitap da bir müzik kitabı değildir.

Bu “görev yolculuklarında” işte yukarda saydığım türden unsurların bazılarını hayranlık ve sevinçle, bazılarınıysa canım sıkılarak –bu kitapta anlatılan birini de hayli endişeyle, hattâ korkuyla– yaşadım. Hangi amaçla yapılırsa yapılsın, ne kadar kısa sürerse sürsün, hattâ alışkanlık haline gelmiş bile olsa,  yolculukta birey kendini her zaman değişik ortam ve mekânlarda, farklı konumlarda, ilk kez rastladığı insanlarla karşı karşıya buluyor. Claude Lévi-Strauss, yolculukta insanın sınıfsal konumunun bile -her iki yönde- değiştiğini yazar. Yolculuğun derin sevinçleri herhalde işte bunlardan kaynaklanıyor olsa gerek.

Bu kitaptaki anlatılardan dördü, Avrupa Festivaller Birliği toplantıları çerçevesindeki yolculuklardan izlenimleri içermektedir.  Biri, bir yabancı müzik vakfının ödül törenine katılmak, bir başkası da George Enescu Festivali ve Müzik Yarışmasını izlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bunlardan, Avrupa Festivaller Birliği hakkında biraz bilgi vermek isterim.

AVRUPA FESTİVALLER BİRLİĞİ

Avrupa Festivaller Birliği’nin kuruluşunda iki önemli kültür adamının işbirliği vardır. Avrupa Hareketi’nin [2]Avrupa Hareketi (le Mouvement européen) , İkinci Savaş’tan sonra La Haye’de toplanan ve sonraki yıllarda Avrupa Birliği adını alacak olan bütünleşme hareketinin düşünsel temellerinin atıldığı kongrede doğmuş bir yapılanmadır. Avrupa ülkelerinde bütünleşmeye yönelik tanıtım ve güdüleme etkinlikleri düzenlemek amacına yöneliktir.  önde gelen isimlerinden Denis de Rougemont (1906-1985) ve orkestra şefi Igor Markevitch (1912-1983). Aslında bu iki kişinin amaçları tam olarak çakışmakta değildi. Igor Markevitch için, Avrupa’da hızla çoğalmakta olan müzik festivallerinde yüksek niteliği sağlamak, bunu korumak ve festivaller arasında işbirliği ön plana çıkıyordu. Daha o zamanlar federal bir Avrupa düşüncesini savunan [3]Bunu gerekçelendirmekte kullandığı temel sav Avrupa’nın üzerinde yaşayan uluslardan daha eski olduğu ve onlardan çok daha uzun yaşayacağı idi.  Kendisi aynı zamanda, 1948 La Haye Kongresiyle yaratılan Avrupa Hareketi’nin girişimiyle Cenevre’de kurulmuş Avrupa Kültür Merkezi’nin de (Centre européen de la culture) başkanıydı.  Denis de Rougemont içinse önemli olan, Avrupa’nın kültürel kimliğinin ve bütünlüğünün vurgulanması idi. [4]Anne Marie Autissier, “Denis de Rougemont: active Conscience of Cultural Europe”, in Stil So Much To Be Done. Challenges for Culture in Europe, EFA Boks 1,  European Festivals Association, (Basıldığı yer belirtilmemiş) (Gent) 2006. s.  44-45 Bu ikisinin öncülüğünde 1952 yılında Cenevre’de, Almanya, İtalya, Fransa, İsviçre, Avusturya ve Hollanda’dan on-beş festivalin katılımıyla Avrupa Müzik Festivalleri Birliği kuruldu. [5]unlardan önde gelenler arasında  Bayreuth,  Berliner Festwochen, Lüzern, Venedik Bienali  ve Wiener Festwochen bulunuyordu.  O tarihten 14 yıl sonra, 1966’da, Birliğin tüzüğünde yapılan bir değişiklikle “Avrupa kültürünü geliştirme ülküsüne katkıda bulunan” Avrupa dışındaki festivallere de üyelik yolu açıldı. Daha sonra, müzik dışındaki sahne sanatlarını ya da diğer icra sanatlarını da kapsayacak biçimde Avrupa Festivaller Birliği adını aldı. Birliğin sekretaryası,  kuruluşundan 2004 yılına kadar Cenevre’de yerleşiktir. O tarihte Brüksel’e taşınmış ve Birlik, Belçika yasalarına göre yeniden yapılanmıştır. 2005 yılından beri idare merkezi Gent (Gand) kentindedir.

Ülkemizden bu birliğe ilk olarak 1977’de İstanbul Festivali katılmıştır. Ankara Uluslararası Müzik Festivali ise 1993 yılında üye olmuştur. 2003’ten bu yana da İzmir, Aspendos,  Mersin ve Bursa Festivalleri de Birlik üyeliğine kabul edilmişlerdir.

Günümüzde Birliğin uluslararası mesleki örgüt niteliği ön plana çıkmıştır. Bir kültür ağı niteliğindedir. Üye sayısı yüzü geçmiştir. Bu üyeler otuz-yedi farklı ülkenin festivallerini temsil etmektedirler. Avrupa dışından da üyeleri vardır (Lübnan, İsrail, Japonya, Meksika). Üyeleri arasında temasları, işbirliğini, ortak çalışmaları kolaylaştırmak ve desteklemek, ortak tanıtım faaliyetleri gerçekleştirmek, Birliğin önde gelen amaçlarıdır. Bunun yanı sıra genç festival görevlilerinin eğitimi için işlik çalışmaları düzenlemektedir (European Atelier for Young Festival Managers). Birlik, Belçika’ya taşınmasından bu yana Avrupa Birliği kurumlarıyla ilişkiler içine girmiştir. 2008 yılında, “Sanat Festivalleri Kültürlerarası Diyalog Bildirisi”nin hazırlanmasına öncülük etmiş ve sonuçlandırmıştır. Bu bildiri, 24 Mayıs 2008 tarihinde Antalya’da yapılan genel kurul toplantısı öncesinde üye festivaller tarafından imzalanmıştır.

Uluslararası kuruluşların yararlılıkları kimi zaman değişik açılardan tartışılır. Gerek EFA için, gerekse kimi organlarında görev yaptığım uluslararası bir bilim kuruluşu için, üye adaylarının bana yönelttikleri “Söyler misiniz, bu kuruluşa üye olursak ne gibi faydalar sağlayabiliriz?” türünden sorularla karşılaştığımda, yanıtlamakta zorlandığım olmuştur. Sanırım bu kuruluşların yönetiminde görev alanların ya da bu kuruluşların yerleştikleri kentlerin elde ettikleri çok somut yararları bir yana bırakırsak eğer, genel olarak üyelerin sağladığı yarar öz itibariyle kendi çabalarına bağlıdır. Bu forumları, mesleki bir pazaryeri gibi görmek mümkündür; gerçekten her toplantıda, toplantıyı örgütleyen festival, kendi ulusunun özellikle genç ve gelecek vaat eden sanatçılarını tanıtmak için yararlanabilmektedir. Konuklar dinledikleri sanatçıları kendi festivallerine davet etmektedir. Öte yandan genel kurul toplantılarının öncesinde ve sonrasında festival yönetimine ilişkin birçok ortak sorunun tartışıldığı işlik çalışmaları yapılmaktadır. Böylece başkalarının birikim ve deneyimlerinden sağlanabilecek yarar da vardır. Festivaller arasında işbirliği olanaklarını yaratma için elverişli bir zemin sağlaması bir başka yararlı yönü olarak görülebilir.  Nihayet uluslararası kuruluşlarda bulunma, orada olmamaya kıyasla kimi zaman bizatihi bir fayda olarak düşünülebilir. Ankara Uluslararası Müzik Festivalinin düzenleyicisi Sevda-Cenap And Müzik Vakfı bu son noktayı da diğerleri kadar önemli saymaktadır. Bu nedenle, kendisi üye olduktan sonra, ülkemizden başka festivallerin üyeliğe kabulü için her seferinde çok ciddi çabalar harcamıştır. Ne yazık ki kendi üyelik başvurusu sırasında, onu önceleyen kuruluştan aynı desteği görmüş olduğu söylenemez. Destek bir yana, üyeliği için bilgisine başvurulan, önceleyen festivalin başyöneticisi bir hanımefendi: “Aa, Ankara’da bir festival mi var? Hiç duymadıydım.”  diyebilmiştir.  Sağır sultanlar, ya da sağır taklidi yapanlar her zaman olagelmiştir.

* * *

Bu kitapta yeralan anlatılarda Avrupa Festivaller Birliği, ya da diğer festival örgütü ya da müzik vakıfları yukarda anlatılan açılardan işlenmiş değildir. Sözkonusu olan sadece, yolculukların büyük ölçüde toplantı salonlarının dışında yaşanan bölümünün, bütünüyle öznel öyküleridir.

Bu kitaptaki yazılardan “Greenwich’te Monteverdi’nin Dördüncü Madrigal Defteri”, olağanüstü sanatsal niteliğinin yanı sıra sunuşlarındaki beklenmedik biçim nedeniyle de çok çarpıcı bir koral dinletinin öyküsüdür. “Monako’da Bir Ödül Töreni” sanat, saray ve yüksek burjuvazi çevrelerinden aktörlerin yeraldığı,  19. yüzyıl dekoru içinde gerçekleşen bir dinletiyi, sonrasında onu izleyen ve bu kez Art Nouveau ya da Jugendstil dekorunda gerçekleşen bir “souper” yi aktarmaktadır.  “Sonbahardan Kışa Doğru Bad Kissingen” Almanya’nın Frankonya bölgesinde bir kaplıca kentinin kışa girmek üzere olduğu ve ıssızlaştığı dönemde Saale Irmağı kıyısında geçirilen üç günü konu edinmektedir. “Bükreş’te Enescu Festivali ve Bir Soygun Girişimi” Romanya’nın başkentinde sadece konser salonlarında değil sokakta da müziğin egemen olduğu bir ortamı; “Şarkılar Söyleyen Wroclaw”, Wratislavia Cantans’ın ev sahipliğinde gerçekleşmiş bir genel kurul toplantısı ile o kentteki Atatürk Okulu’nu ziyareti işlemektedir. Nihayet “Bir Saraydan Ötekine Brüksel” başlıklı anlatı ise,  Belçika ve AB’nin ortak başkentinde, çeşitli sanat yapılarındaki dinletilerden izlenimlerle, AFB’nin Gent’teki  merkezine ziyareti içermektedir.

* * *

            Bu yazılardan bazılarını, özellikle birlikte gerçekleştirdiğimiz bazı yolculuklara ilişkin olanlarını, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın yorulmaz ve yüce gönüllü Başkanı, koşulsuz sanat destekçisi Mehmet A. Başman’a, toplantı raporlarımdan ayrı olarak sunduydum. Onları, toplantı raporlarına kıyasla neredeyse daha fazla ilgi duyarak okuduğunu öğrendim. Kendisinin, bu yazıların Vakıf yayınları arasında topluca yayımlanması düşüncesini sevinçle; Vakıf Yönetim Kurulunun basım kararını da şükranla karşıladım. Bu yayının gerçekleşmesini onlara borçluyum.  Hepsine içten teşekkürler.

Ömer Bozkurt
OR-AN Şehri,   Temmuz 2008


 

Notlar   [ + ]

1. European Festivals Association-EFA. Ankara Uluslararası Müzik Festivali 1993 yılından bu yana bu birliğin üyesidir.
2. Avrupa Hareketi (le Mouvement européen) , İkinci Savaş’tan sonra La Haye’de toplanan ve sonraki yıllarda Avrupa Birliği adını alacak olan bütünleşme hareketinin düşünsel temellerinin atıldığı kongrede doğmuş bir yapılanmadır. Avrupa ülkelerinde bütünleşmeye yönelik tanıtım ve güdüleme etkinlikleri düzenlemek amacına yöneliktir.
3. Bunu gerekçelendirmekte kullandığı temel sav Avrupa’nın üzerinde yaşayan uluslardan daha eski olduğu ve onlardan çok daha uzun yaşayacağı idi.  Kendisi aynı zamanda, 1948 La Haye Kongresiyle yaratılan Avrupa Hareketi’nin girişimiyle Cenevre’de kurulmuş Avrupa Kültür Merkezi’nin de (Centre européen de la culture) başkanıydı.
4. Anne Marie Autissier, “Denis de Rougemont: active Conscience of Cultural Europe”, in Stil So Much To Be Done. Challenges for Culture in Europe, EFA Boks 1,  European Festivals Association, (Basıldığı yer belirtilmemiş) (Gent) 2006. s.  44-45
5. unlardan önde gelenler arasında  Bayreuth,  Berliner Festwochen, Lüzern, Venedik Bienali  ve Wiener Festwochen bulunuyordu.