Doğal Şeçme Kuramına Doğru Denizlerde Beş Yıl

[ Bu yazı, Hürriyet Gösteri dergisinin Mart 2007 tarihli 288. sayfasında yayınlanmıştır s. 92–93]
beagle_rotaAlan Moorehead, Darwin ve Beagle serüveni, (Çev. Nermin Arık), 4. basım, TÜBİTAK, Popüler Bilim Kitapları, Ankara 2005. 10+238 s. + 48 s renkli levha. (Özgün yapıtın ilk yayınlanışı:1969; Türkçe çevirisinin ilk yayınlanışı 1996)

Darwin ve Beagle Serüveni 19. yüzyılın ilk yarısında bilimsel amaçlarla gerçekleştirilen uzun bir deniz yolculuğunun ve o yolculuk sırasında üretilen bilginin, geliştirilen bir düşüncenin öyküsü. 1831-1836 yılları arasında Yer’i çepeçevre dolanan Beagle adlı 242 tonluk 27 metrelik gemide Charles Darwin, henüz yirmi iki yaşındayken, doğabilimci olarak görev alır. Kitapta bu yolcululuk ve Darwin’in doğa bilgini olma ve bilgi üretme sürecinin öyküsü onlarca resmin görsel katkısıyla sunuluyor.

beagle_kapak

Alan Moorehead’in kitabının amacı Darwin’in evrim kuramını ayrıntılarıyla nakletmek değil. Kitapta bunun oluşum koşulları, gözlemler ve derlenen malzemelerle gelişen düşüncenin sadece anahatları belirtiliyor. Ama kitabın, bir doğabilim çabasını çevreleyen koşulların betimlenmesi açısından çok ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. Bu kitap hem doğabilime hem de doğaya bir övgü niteliğinde. Doğabilime dönük yanı herhalde bir “yaygınlaştırma” (vulgarisation) sınırını aşmıyor. Ama doğada yolculuk anlatısı yönüyle güzel bir kitap. Gene de bu noktada yanlış bir sonuca varmamak için iki hususu birbirinden ayırmak gerek. Yolculuk anlatısı yönüyle başarı, kitabın yazarı Moorehead’inse eğer, onun anlatısını zenginleştiren ve doğada yolculuğun bireyde yaratabileceği coşkunun olağanüstü ifadeleri niteliğindeki cümleler ise doğrudan Charles Darwin’in günlüğünden alınmış olduğu anlaşılan bölümler.

Darwin, Brezilya ormanlarında yaptığı gezileri “bir doğabilimci için sevinç ve mutluluk” kaynağı olarak betimliyor. Sonra ormanın derinliklerindeki mutlak sessizlikten[1] sözediyor. (s. 34). Bu işaretleriyle, yüzyıl sonra, Hüzünlü Dönenceler’de o ormanları ulaşılmaz bir edebi yetkinlikle anlatan Lévi-Strauss’la buluşuyor. Ve doğa karşısında şu coşkusu: “Birbirleriyle sarmaş dolaş hanımelileri –tıpkı saç örgüleri gibi- çok güzel pulkanatlılar –sessizlik-. Tanrıya şükür.” (s. 38) Bu satırlar okuyucuda yeryüzü şairi ve geopoetika düşüncesinin yaratıcısı Kenneth White’ın doğa coşkusunu çağrıştırıyor. Bir başka yerde, Şili’de And Sıradağları’na yaptığı gezide dile getirdiği şu mutluluk: Darwin yüksekliklerden denize bakmakta ve kırkiki kilometre uzaktaki koyda demirli gemilerin direklerini görebilmekte, arkasında da “muhteşem bir dağlar karmaşası” uzayıp girmektedir Bunu şöyle anlatıyor: “Eksiksiz bir orkestra eşliğinde Mesih Oratoryosu’ndan bir koro parçası dinlemek gibi bir şey. Yücelik dolu. Yalnız olduğum için mutluyum”(s. 124). Mutlak sessizlik, Tanrıya şükrediş, yücelikler içinde yalnız oluş… Bunlar yabanıl doğa sevincinin bence çok güzel dışavurumlarıdır.

Ama Darwin doğayı hayranlıkla seyretmekle yetinecek değildir. Aralıksız örnekler toplar. Bu örnekler muhafaza altına alınarak uygun bir biçimde sarılıp sarmalanıp sandıklar ya da kavanozlar içinde İngiltere’ye gönderilecektir. Bu örnekler ve gözlemleri onun evrim kuramına katkıları için temel oluşturacaktır.

Doğaya yönelik ahlâk ve saygının en güzel ifadelerinden biri belki de bilginin, bir Pepsis eşekarısıyla Lycosa türünden bir örümceğin mücadelesine taraf olarak katılmasını bizzat kendisinin, Darwin’in “hepimizin yapabileceği bir saçmalık” olarak nitelemesidir. (s. 39). Bu yargı ve önerdiği tutum, herhalde çağdaş çevre endişelerinin bize göstermesi gereken yöndür.

beagle_kanal

Bu kitap bana, bütün güzel kitapların verdiğini, başka bir iki kitabı daha okuma isteğini verdi: Darwin’in, “Eskiden hayrandım şimdiyse tapıyorum” dediği von Humboldt’un Personal Narratives’i, bir de herhalde Darwin’in, “Narrative of the surveying Voyages of HMS ‘Adventure’ and ‘Beagle’ between 1826 and 1836’nın üçüncü cildi olarak yayınlanan ve bu elimizdeki kitabın da büyük ölçüde yararlandığı, günlüğü.

Darwin’in bu yolculuk sırasında ilgisini sadece doğa değil toplumlar da, insanlar da çekmektedir. En azından günlüğünde ve mektuplarında yerlilerin Avrupalılarla temasa geçtikten sonra kırılmalarına; yerlilerin yaşam tarzlarına ve o arada Arjantin’de 19. yüzyılda gerçekleştirilen yerli halkın kıyımına da değinmektedir. Bilahare Arjantin Cumhurbaşkanı olacak General Rosas’ın yerlilere karşı sürdürdüğü ve soylarını tüketmek (demek ki Arjantin tarihindeki bu dosdoğru ve gerçek soykırım) hedefine yönelik saldırılarını aşağılayarak anlatıyor.

Darwin’in, Beagle gemisiyle Dünya çevresinde beş yıl süren yolculuğunu anlattığı Günlük’ünün çok satılması karşısında gösterdiği şu tepki de, bir bilginin özellikle de bir doğa bilgininin içtenliği ve alçakgönüllülüğü konusunda ipuçları veriyor: “Bu ilk edebi çocuğumun başarısı, gururumu bütün diğer kitaplarımın başarısından daha çok okşamıştır.”(s. 203) Bu içtenlikli cümle bana, bir doğa bilgininin temel kişiliği ile ilgili ilginç bir ipucu gibi göründü.

Bitirmeden, TÜBİTAK tarafından yayınlan hemen her kitapta olduğu gibi, kitabın basımında gösterilen özene, kâğıdı baskısı ve cildinin yüksek niteliğine değinmezsem bu tanıtım eksik kalır. Ve böyle bir kitabın 12 liraya satılması da ayrı bir sevinç konusu. Başkalarıyla kıyaslamak bile mümkün değil. Bu kitabın albenisi Türkiye’de mutlaka Darwin’in ve onun evrim kuramına katkısının görece geniş bir genç okur kitlesi tarafından daha öğrenilmesini sağlayacak. Muhtemelen doğabilim sevgisi, doğa gözleminin keyfini birkaç yüz (belki de birkaç bin) kişiye daha aşılayacak. Verdiği okuma keyfi de bunun üzerine eklenmeli. Bir kitaptan daha ne beklenebilir?

 


[1]  İtalikler Ö.B