Dünyanın Çevresinde Yolculuk

Louis-Antoine de Bougainville,  Kral’ın  La Boudeuse Fırkateyni ve L’Étoile Yük Gemisiyle Dünyanın Çevresinde Yolculuk, Çev. Ömer Bozkurt, Yapı Kredi Yayınları, Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi 71, İstanbul 2009, (Özgün adı: Voyage autour du monde par la frégate du Roi La Boudeuse et la flüte l’Étoile)

ÇEVİRMENİN SUNUŞ YAZISI:

AYDINLANMA ÇAĞINDA BİR KEŞİF SEFERİ: BOUGAINVILLE’İN YOLCULUĞU VE ANLATISI

Louis Antoine de Bougainville [Lui Antuan dö Bugenvil] (1729–1811), XVIII. yüzyılda Batı Avrupa’da yeryüzü bilgisinin ve bilimlerin gelişimine değişik ölçülerde katkıda bulunan, aydınlanma çağının çok yönlü seçkinlerinin ilginç örneklerinden biridir. Bilgin, filozof, asker, denizci, girişimci, diplomat ve yazardır. Bu mesleklerin belki hiçbirinde en önde yeralmış değildir. Ama bunların her birinde, sanırım onu, döneminin ve ülkesinin “aydınlatanlar” zümresi içinde üst katmanlara yerleştirmek yanlış olmaz. Görüleceği gibi çok değişik alanlarda cesaretle, dirençle, tahayyül gücüyle ve akılla, kendisine sıra dışı bir yaşam çizgisi yaratmıştır. Ama bu satırların yazarına sorulursa, başarının doruğuna bir kitapla ulaşmıştır.

KEŞİF YOLCULUKLARININ DÖRT YÜZYILINA BAKIŞ

Bougainville’in 1766–1769 yılları arasında gerçekleştirdiği Dünya çevresinde yolculuk, bir açıdan bakıldığında on yüzyıldan, bir başka açıdan da dört yüzyıldan fazla sürmüş keşif yolculukları dizisi içinde ele alınmalıdır.  Deniz yoluyla ilk büyük keşif, Kuzeyli Adamların (Normanlar ya da Vikinglerin)  İzlanda ve Grönland’ı bulmaları ve ardından da, Kızıl Eirik’in oğlu Leif’in günümüzde artık kesinlik kazanmış bulunan yolculuğunun sonunda, XI. yüzyılda Grönland üzerinden Kuzey Amerika’ya varışıdır.[1] Normanların keşif ve yerleşim destanlarının güzel bir Türkçe çevirisi vardır: Vinland Sagaları, (Çev. Kudret Emiroğlu) İmge Kitabevi, Ankara 1996.  112 s. Ama bunlar bir yana bırakılırsa eğer, büyük keşifler çağı XV. yüzyılın sonunda Christoforo Colombo’nun Amerika’ya yaptığı üç sefer ve yaklaşık aynı tarihlerde Vasco da Gama’nın Ümit Burnu’ndan dolanarak Hintelleri yolunu açmasıyla başlar. Nils Nordenskjöld’ün XIX. yüzyıl sonunda Kuzeydoğu Geçidi’ni bulması (1878–79), ardından Roald Amundsen’in Kuzeybatı Geçidi’ni aşması (1903–1906), Peary ve Henson’ın 1909’da Kuzey Kutbu’na,  ardından gene Amundsen’in Robert Scott’la aynı tarihlerde Güney Kutbu’na ulaşmasıyla (1910–1912),  XX. yüzyılın başlarında son bulur. Bu yüzyıllar boyunca çok sayıda denizci, rotaları, coğrafya ve haritacılıkta yolaçtıkları gelişmeler, denizcilik sanatına ve bilime katkıları ve nihayet siyasal sonuçları açısından değişik ağırlıkları olan çok sayıda sefere çıkmıştır.

Dört yüzyılı aşkın bu dönem içinde gerçekleşen büyük yolculukların ardındaki saikler hep aynı olmamıştır. Keşifler tarihine çok yüksekten bakıldığında, ilkin ticaretin, ardından talan ve sömürünün, yeni topraklar elde etme, koloniler kurmanın, daha sonra da bilimsel saiklerin önplâna çıktığı izlenimi oluşur. Bir tarihçi, daha da yüksekten bakarak merkantilist dönemin yolculuklarıyla aydınlanma çağı yolculuklarını ayırıyor ve işte Bougainville ve Cook’la bu ikinci dönemin başladığını ileri sürüyor. Nitekim merkantilist amaçların ön plânda yeraldığı düşüncesi, keşifler çağının başlayışı ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükseliş Dönemi’nde, Akdeniz’de ve genel olarak Uzakdoğu-Avrupa arasındaki geleneksel ticaret yolları üzerinde kurduğu egemenlik arasında bir nedensellik ilişkisi kuranların da düşüncesidir.[2]Bu düşünceyi ileri sürenlerden bir tarihçi şöyle yazıyor: “Kostantiniyye’nin Osmanlılar tarafından fethi, doğu ile batı arasındaki eski ticaret yollarını kesmiş ve keşifler çağını başlatmıştır. Hintelleri’ne yeni yollar bulunması gerekiyordu.” Martin Conway, No Man’s land – A History of Spitsbergen From its Discovery in 1506 to the Beginning of the Scientific Exploration of the Country, Cambridge University Pres, 1906, 380 pp. [Tıpkıbasımı, Damms Antikvariat A/S, Oslo 1995], s.  6. Ama bu gibi ayrımlar hemen her zaman bir dizi karşı kanıtı da getirir; gerçekten keşifler çağında hem belirli tek bir yolculukta, hem de aynı dönemde gerçekleştirilmiş değişik yolculuklarda, bu saiklerin birarada varolduğu da görülür.

Öte yandan bu seferlerin genel tarihinde bir düzenlilikten de söz edilemez. Kimi zaman seferlerin arası hayli açılmış, kimi zaman ardı ardına yolculuklara çıkılmıştır. Bu açıdan bakıldığında Bougainville’in yolculuğu, Atlantik’te, Pasifik’te, Hint Okyanusu’nda ve tabii Moluklar Denizi’nde seyir ve seferlerin çok yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Nitekim Bougainville, Malvinas Adaları’na yaptığı bir seferde, 1765 yılında, Komodor Byron’la, Dünya çevresinde yolculuğu sırasında da Atlantik’te Carteret ile karşılaşacaktır.[3]Byron’la karşılaşmayı aktaran  Louis Constant, “Introduction”, in L.- A. de Bougainville, Voyage…,  Découverte, Paris 2006 [1980], s. vı. Carteret ile karşılaşma konusunda bknz. Türkçe çeviri metinde II. bölüm, 9. başlık.  Tahiti’ye varışından sadece bir kaç ay önce Wallis, oradan geçmiş olacaktır. Tahiti’den ayrılışından kısa bir süre sonra James Cook birinci yolculuğuna başlayacak ve Bougainville’den bir yıl kadar sonra Tahiti’ye varacaktır. Yolculuklarının iki üç yıl sürdüğü düşünülecek olursa onunla da pek âlâ karşılaşabilirdi. O yıllarda “İngiltere’den her yıl,  neredeyse tren seferlerinin düzenliliği içinde”[4]Louis Constant, op. cit., s. xxvıı.  keşif yolculukları düzenlenmektedir.

Kimi yönleriyle masalsı, kimi yönleriyle destansı bu dönemin tarihi, aynı zamanda Avrupa’nın dünyaya egemen oluşunun tarihidir. Keşifler ve onu izleyen sömürge imparatorluklarının oluşturulma tarihi, aynı zamanda keşfedilen toprakların yerli halklarının kıyımını, siyahî esir ticaretinin karanlık görünümlerini de içerir.

Bu keşif yolculukları hep Batı Avrupalılarca gerçekleştirilmiştir. Ancak değişik Batı Avrupa uluslarının aldıkları pay zaman içinde değişmiştir. En başta Portekiz ve İspanyol denizcilerinin ve bir de belki onların hesabına çalışan İtalyanların önplâna çıktığı görülür. Hemen sonrasında Hollandalılar denizcilikte sağladıkları ilerlemeyle Doğu Hintelleri’nde geniş sömürgelere sahip olacak, bir yandan da Willem Barentszoon ile Kuzeydoğu geçidini zorlayacaklardır. Önceleri Drake ve Cavendish dışında güneysel sulara pek inemeyen ve dolayısıyla kuzey geçitlerini zorlayan İngiltere onları izler ve bilindiği gibi “üzerinde Güneş batmayan imparatorluğunu” kurmaya başlar. En sonunda da, artık sadece bilimsel nitelikli ya da bilimsel serüven görünümünde açınsamalar için İskandinav ve Kuzey Amerikalı kâşifler sahneye çıkar.

Bunların arasında Fransızların payı oldukça mütevazı boyutlardadır. Yolculuğunun başarısı çağdaşları tarafından hayli küçümsenen, kimi zaman yokumsanan Bougainville’i bir talihsiz kâşif, Kerguelen Şövalyesi[5]Yves Joseph de Kerguelen de Trémarec [İv Jozef dö Kergelen dö Tremarek] (1734–1797). 1771–1774 yılları arasında Ümit Burnu’nu dolanarak Hint Okyanusu’nun güneyinde yaptığı iki açınsama yolculuğunda Kerguelen Adalarını bulmuştur. Talihsizliği, keşfettiği adalara ayak basmamış oluşu (subaylarından biri el koyma işlemini gerçekleştirmiştir), Fransa’ya dönüşünde yargılanıp mahkûm edilişi (cezalandırma nedeni gemisine gizlice kadın yolcu almasıdır), nihayet keşfettiği toprakların insan yaşamı için çok zor bir iklimde yeralışı ve kolonileştirmeye imkân vermeyen niteliğinden kaynaklanır. Kerguelen Şövalyesi’nin keşfiyle ilgili olarak bknz. J.–P. Kauffmann, Kerguelen Adalarındaki Kemer, (çev. Ömer Bozkurt) YKY, İstanbul 1997.  izleyecektir. Özellikle bilimsel niteliğiyle keşifler tarihinde çok daha önemli bir yeri olan iki denizci ise La Pérouse [la Peruz] (1741–1788) ile XIX. yüzyılda Dumont d’Urville [Dümon d’Ürvil] (1790–1842) olacaktır.  Aslında Fransız Doğu Hintelleri Kumpanyası’nda kaptanlık yapan, dolayısıyla tacir yanı ağır basan Marion Dufresne [Maryon Düfren] ile Jules Marie Crozet  [Jül Mari Kroze] Hint Okyanusu’nda, gene XVIII. yüzyılın sonlarında birkaç küçük ada keşfedeceklerdir.  İşte sadece bunları düşünecek olursak Bougainville, kendi yurttaşları arasında, kimi yönlerden ilk oluşuyla; bütün kâşif denizciler arasındaysa, yolculuk yazını alanında haklı bir ün kazanan, bu güzel anlatısıyla diğerlerinden ayrılır.

BOUGAINVILLE, AYDINLANMA ÇAĞINDA SIRADIŞI BİR DENİZCİ

Bougainville’in seksen iki yıllık yaşamının öyküsünde, bu kitabın konusunu oluşturan keşif yolculuğunun ötesinde, bir yanda karada ve denizde katıldığı savaşların, bir yanda da üyesi olduğu, döneminin önde gelen bilim kuruluşlarının adları birlikte önplâna çıkar.[6]Bougainville’in yaşam öyküsü ve yolculuğu konusunda çok ayrıntılı bir çalışma için bknz. Jean-Étienne Martin-Allanic, Bougainville navigateur et les découvertes de son temps,  2 tomes, Presses Universitaires de France, Paris 1964, 1600 s.  İzleyen altı paragraftaki bilgiler öncelikle bu esere borçlanılmıştır.

Bougainville, 12 Kasım 1729’da Paris’te, kentsoylu bir ailede doğmuştur. Noter olan babası 1741 yılında soyluluk unvanı alacaktır. Klâsik diller ve bilim alanında sağlam bir eğitim görür. Gençliğinde, 1750 yılında Kralın Kara Silahşorları[7]Fr. :Les Mousquetaires noirs;  Yağız (kara donlu) atlara bindikleri için böyle adlandırılan kralın seçkin koruma birliği.  Bir de ayrıca kır atlara binen beyaz silahşorlar vardı. Kral XV. Louis henüz çocukken III. Ahmet’in buyruğuyla Fransa’ya yaptığı yolculuğun anlatısında, 28 Mehmet Çelebi, bu birlikleri şöyle anlatır: “Kral sarayına bahçe tarafından varılup bahçe içinde dizilen recimentin [alayın] birine ak atlu ve birine siyah atlu dizmişler idi. Cümle askerin ziyade  muteberi bunlar imiş ve bunların neferleri cümle kibarzâde ve beyzâde imiş.” Şevket Rado (haz.) Paris’te Bir Osmanlı Sefiri,Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Fransa Seyahatnamesi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2006, s. 35. birliğinde başladığı askerlik mesleği sırasında eğitimini sürdürür. Hocaları arasında Ansiklopedist’lerden D’Alembert [D’Alamber] ve Clairault [Klero] da vardır.[8]Alexis Claude  Clairaut [Aleksis Klod Klero] XVIII. yüzyıl matematikçisi ve astronomu; Maupertuis ile birlikte bir meridyen yayının iki ayrı yerde ölçülmesini amaçlayan keşif yolculuklarından Lâponya’ya yapılanına katılmış ve Théorie de la figure de la terre  (Yer’in Biçimi Kuramı) adlı kitabını yayınlamıştır (1743). Bu sonuncusunun denetimi altında İntegral Hesabı Kitabı’nı (Traité du calcul intégral) hazırlar. 1755 yılında kitap yayınlandığında yirmi altı yaşındadır ve bu yayınla bilgin olarak tanınmaya başlar.

1754 yılında Fransa ile İngiltere arasında Antillerin paylaşımına ilişkin sorunları çözmek üzere, olağanüstü yetkili elçi olarak İngiltere’ye giden Mirepoix Dükü’nün kâtipliğine atanır. Böylece Londra’da diplomasi alanında tecrübe kazanır; İngiliz politikasının amaçlarını kavrar. Orada 1740–1744 yılları arasında Dünya çevresinde bir yolculuk yapmış olan,  İngiliz donanmasının komutanı Lord Anson’la tanışır, 8 Ocak 1756’da Royal Society [9]Birleşik Krallık Bilimler Akademisi; kuruluş tarihi 1660. üyeliğine seçilir. Bu saygın kuruma üye seçilmesine, yayınlamış olduğu matematik kitabı yol açmıştır. O sırada öte yanda, İngilizler ve Fransızlar, Kanada’da egemenlik kurmak için birbirleriyle ilan edilmemiş bir savaş halindedirler.

Royal Society’ye üye olduktan birkaç ay sonra Bougainville Kanada’daki Fransız kuvvetlerinin komutanı Montcalm Markisi’nin yaverliğine atanır ve ilk kez Atlantik’i aşar. Bu yolculuk sırasında ve görevli olarak Atlantik’in iki kıyısı arasında gerçekleştirdiği sonraki yolculuklarında denizcilik sanatını öğrenecektir. Kanada’da savaşır. İki ülke arasındaki Yedi Yıl Savaşı’nı (1754–1760) izleyen Paris Antlaşması’yla (1763) Fransa, Kuzey Amerika’daki topraklarının büyük bir kısmını kaybeder.

Savaştan sonra Bougainville Kraliyet bahriyesine girer ve Kralın, Kuzey Amerika’da kaybedilen toprakları telafi edecek yeni topraklar kazanmak üzere kendisine Malvinas Adaları’nda bir koloni kurma izni vermesini sağlar. 1763 ve 1764 yıllarında Malvinas Adaları’na iki sefer düzenler, orada bir yerleşim kurar. Bu seferlerden ikincisinde Magellan Boğazı’nda açınsamalar yapar.  Ama İspanya’nın baskısı üzerine bu koloniyi, birkaç yıl sonra,  Dünya çevresindeki yolculuğunun ilk yılı içinde, 1767 yılında İspanyollara teslim edecektir. Bu girişim için harcadığı paraları da fazlasıyla geri alır.  1769’da Fransa’ya döner ve 1771 yılında, Dünya’nın Çevresinde Yolculuk  [Voyage autour du monde] adlı kitabı yayınlanır.

O sırada Amerika’daki kolonilerde İngiltere’ye karşı hareketler başlamıştır. Bunu Amerikan Bağımsızlık Savaşı izleyecektir. Bu savaşta Fransa Kralı İngilizlere karşı Amerikalıların yanında yeraldığında, Bougainville bir kez daha Amerika’da İngilizlere karşı çarpışacaktır. 1778’de Kralın Amerikalıların yardımına gönderdiği filoda Guerrier gemisinin komutanlığına atanır. 1781’de ilkin Martinique Adası sularında ve sonra da Chesapeake Körfezi’ndeki deniz savaşlarına katılır. Martinique Savaşı Fransızların, Chesapeake Savaşı’ysa İngilizlerin yenilgisiyle son bulur. Onu Versailles Barış Antlaşması (1783)  izleyecek ve İngiltere Amerika’daki kolonilerin bağımsızlığını kabul edecektir.

1772 yılında Kuzey Kutbu’na, gerçekleşmeyecek bir keşif seferi hazırlıklarına girişmiş, 1785’te La Pérouse’un, keşif seferinin, sonra da 1792’de onu aramak için yola çıkarılan d’Entrecasteaux’nun [d’Antrökasto]  sefer hazırlıklarına katılmıştır.

1784’te Bahriye Akademisi’ne ve 1789’da Fransa Kraliyet Bilimler Akademisi üyeliğine seçilir. 1798’te Napolyon’un Mısır seferini hazırlayan kurulda yeralır. 1808’de İmparatorluk Kontu unvanını alır ve 20 ağustos 1811’de Paris’te ölür. Böylece Bougainville, Eski Düzen L’Ancien régime [10]Fransa’da 1789 İhtilali’nden önceki krallık dönemine verilen ad.  döneminde başladığı, bilimsel ve coğrafi çalışmalarını, askeri kariyerini, Devrim sonrasında da sürdürmüş oluyor. XV. Louis ve XVI. Louis’den sonra, devrim yıllarında ve sonra İmparatorluk Dönemi’nde de (Napoléon Bonaparte dönemi) hizmetinden yararlanılan seçkinler sınıfı içinde yerini korumuştur. Hem kara hem deniz savaşlarında görev alan, hem Kuzey Amerika’da hem Avrupa’da savaşlara katılan; matematik astronomi ve coğrafya alanında çalışma ve uygulamaları olan, hem İngiltere hem Fransa’nın saygın bilim kurumlarının üyeliğiyle onurlandırılan; kendi yönettiği keşif yolculukları dışında, sonraki keşif seferlerinin hazırlanmasında da katkıları olan bir seçkindir.

Ansiklopedistlerden büyük ölçüde etkilenmiş dünya görüşüyle, fen ve doğa bilimlerine yakınlığıyla, gördüğü klasik diller eğitimiyle aydınlanma çağının insanıdır. Bu özellikleri Dünya çevresindeki yolculuğunun seyir günlüğünde, sonra yayınladığı kitapta kendini gösterir. Bunun belki önemsiz görülebilecek ikincil bir yansıması da keşfettiği ya da ulaştığı karalara verdiği adlarda ortaya çıkar.

Seyir günlüğünde ve kitabında Tacitus’tan, Caesar’dan, Vergilius’tan alıntılar birbirini izler. Diderot şöyle yazıyor: “Eski yazarlardan yapılan alıntılar gösteriyor ki Vergilius ya yolcunun sandığında ya da kafasındaydı.”[11]Denis Diderot, “Compte rendu du voyage de Bougainville”, in Supplément au voyage de Bougainville, Gallimard, Folio-Classique, Paris 2002, s. 151. Seyir günlüğündeki kimi kayıtlardan birçok başka kitabı da yanında taşıdığı anlaşılıyor. Adlandırma konusuna gelince, çağdaşı ve ondan bir buçuk yıl kadar sonra Dünya çevresinde ilk yolculuğuna çıkacak olan James Cook da uğradığı ya da keşfettiği karalara ad verme ayrıcalığını yaşamıştır. Ama aralarında önemli bir fark vardır: Bougainville’in aklına klasik mitolojiden ya da edebi eserlerden kaynaklanan adlar, Kythera, Kiklad vb. gelirken, Cook ancak kendi ülkesinde var olan adları başına bir “yeni” sıfatı ekleyerek kullanmaktadır. Yeni Hebridler, Yeni Güney Galler gibi. Aralarındaki fark herhalde sadece bundan ibaret değildir: Ansiklopedist Denis Diderot, Bougainville’in kitabı konusunda bir süreli yayın için hazırladığı, ancak çok uzun yıllar sonra yayınlanabilecek tanıtım yazısında şunları kaydediyor:

“Bougainville’in karakteri ile gerçekleştirdiği girişim arasındaki görünen çelişkilerden bir diğeri toplum içinde yaşamanın sağladığı keyiflere düşkünlüğüdür. Kadınları, gösteri sanatlarını, güzel yemekleri sever. Seçkinlerin hareketli dünyasında yaşar ve onun yarattığı vefasızlıklara da, uzun süre üzerinde sallandığı denizin çalkantılarına katlandığı gibi öylesine kolaylıkla katlanır; sevimli ve neşelidir, bir koltuğunda Diferansiyel ve İntegral Hesabı Kitabı, diğer koltuğunda Dünya’nın Çevresinde Yolculuk’u yüklenmiş gerçek bir Fransızdır. Uzun yolculuğundan yararlanmasını sağlayan bütün bilgilere sahipti. Felsefe bilir, kararlıdır, cesurdur, ileri görüşlüdür, gerçeği kavrayan ve gözlem süresini kısaltan bir bakışa sahiptir; saygılıdır, sabırlıdır; görme, öğrenme ve faydalı olma arzusundadır; matematik, mekanik, doğa bilimi, geometri ve astronomi ona yabancı gelmez.”[12]Ibid., s. 150-151.

Diderot, yazarın yaşamdan keyif alma biçimi konusunda bence çok yerinde bir gözlem yapıyor. Gerçekten bu kitaptaki anlatının birkaç sayfasında, bu zorlu keşif yolculuğu sırasında, uğranılan kimi yerlerde, Bougainville ve arkadaşlarının çağrılı oldukları şölenler, izledikleri konser ya da gösteriler, tattıkları şaraplar, rastladıkları kadınların güzelliği ya da zarafeti konusunda satırlar okurun mutlaka dikkatini çekecektir. Evet, Diderot böyle över, göklere çıkarır yazarımızı; buna karşılık, döneminin diğer yazar ve düşünürleri arasında onun adını bir kez olsun anmamış olanlar da yok değildir. XV. Louis’nin Yüzyılı’nı [Siècle de Louis XV]  yazan Voltaire bunlardandır. [13]Etienne Taillemite,  Bougainville et ses compagnons autour du Monde 1766–1769, [Dünya Çevresinde Bougainville ve Yol Arkadaşları]  2 Tomes, Imprimerie Nationale Éditions,  Paris 1977. 516+518 pp.  [Tek cilt halinde tıpkıbasımı 2006] , s. I, 114. Taillemite, Bougainville’i yokumsayan başkalarının adlarını da sayıyor. Ancak bir başka kaynak, Voltaire’in, künyesi verilmeyen bir başka yazısında Tahiti Adası’na frengi hastalığını kimin getirdiği konusunu aktarırken Bougainville’in adını andığını belirtiyor. M. Bideaux-S. Faessel “Introduction” s. 21, n.56. in Louis-Antoine de Bougainville, Voyage autour du Monde,  Édition critique par Michel Bideaux et Sonia Faessel, Presses de l’Université de Paris-Sorbonne,  Coll. Imago Mundi, Paris, 2001, 509 s. 

YOLCULUĞUN BAĞLAMI, AÇIK VE ÖRTÜK AMAÇLARI

Bir önceki alt başlıkta çok genel olarak baktığımız keşif yolculuklarını çevreleyen koşulları, Bougainville’in yolculuğu için biraz daha ayrıntılı biçimde ele almayı deneyelim.

Bu yolculuk konusunda çalışanlar, Bougainville’in bu girişiminin kökeninde birkaç temel unsur bulunduğunu belirtiyorlar. Bunlardan birincisi, “bilinmeyen güneysel topraklar” düşüncesinin yarattığı çekimdir. İkincisi Kuzey Amerika’daki topraklarının bir bölümünü kaybeden Fransa’nın bunu telâfi etme isteğidir. Bir başkası, güney denizlerinde Hintelleri ve Çin yolu üzerinde bir ikmâl üssü sahibi olmaktır. Bunların ardında da kimi bilimsel amaçlar sıralanmaktadır. Buna belki bir de kişisel nitelikli saikleri ekleyebiliriz.

Yeryüzünün güneyinde, kuzeydeki karalara karşı ağırlık oluşturacak bir güneysel kıtanın varlığı düşüncesi Eski Çağ’a kadar çıkar. Ama gemicilikteki gelişmelerle keşifler çağında ancak, bu söylencenin etkisinde pek çok denizci güneye yönelmiştir. İlk gidenlerin ılımlı iklimlerde karşılaştıkları kimi karalar, orada zengin ve bâkir toprakların, cennetsi ülkelerin bulunduğu düşlerini yaratmıştır. Böylece seferler teşvik edilmiştir. Bu arayışta en ileri giden ve düşlere son veren, aslında cennet düşlemekten çok, akıl ve denizcilik becerisiyle, keşif amacıyla davranan Kaptan Cook olmuştur. Bugün kendi adıyla anılan adayı keşfeden Lozier Bouvet sayılmazsa, ilk defa o, dünya çevresinde çember seyirle (circumnavigation) yetinmek yerine güneysel suları zorlayacak ve ikinci yolculuğunda ilk kez güney kutup dairesinin güneyine geçecektir (17 Ocak 1773, 67°15’G–39°35’D; günümüzde Antarktika’da Prens Harold Kıyısı yakınları). Rüzgârlar yönünde yani doğuya doğru sürdürdüğü aynı yolculuğun devamında, Yeni Zelanda’ya uğradıktan sonra Antarktika’da bugün Amundsen Denizi adını taşıyan sularda, 30 Ocak 1774’te, 71°15’G–106°54°54’B noktasına ulaşmıştır. Orada buzlayla karşılaşır. Ardından seyir günlüğüne düştüğü kayıtta bu buzun kutba kadar kesintisiz sürdüğüne olan inancını belirtecek ve geri dönmeye karar verecektir. [14]James Cook’un gemisi Resolution’dan sonra o noktaya başka bir geminin ulaşması için yüz seksen yıl kadar zaman gerekecektir; 1956’da oraya Burton Island buzkıranı varmıştır. (Jean-René Vanney, Histoires des mers australes, [Güneysel Denizlerin Tarihi], Fayard, Paris 1986, s. 185. Cook’un yolculuklarının Türkçe çevirisi seçmelerden oluştuğu için bu iki önemli tarihten birincisine ilişkin kayıtlar yeralmıyor.  İkincisi için bknz. James Cook, Dünyanın Çevresinde Yolculuk Öyküleri,  (Çev. Aysen Altınel)  İthaki yayınları, İstanbul 2006. s. 226-228.

Ne var ki o tarihten yirmi yıl kadar öncesinde bu yöndeki umutlar çok yaygındır. 1852’de Prusya Kralı II. Frederik’e yazdığı “İlerleme ve Bilimler Üzerine Mektup”ta Maupertuis [Mopertüi]; ardından 1756’da Güneysel Topraklara Seyirler Tarihi adlı kitabında Charles de Brosses [Şarl dö Bros] ve başkaları, bu yöndeki girişimlerin sağlayacağı yararları sayıp dökmektedirler. “Böylesine geniş topraklara sahip bir ülkenin keşfinin, ilginç unsurlar dışında belki Amerika’nın keşfiyle sağlananlar ölçüsünde kazanç olanakları sağlayacağından nasıl şüphe edilebilir?”[15]De Brosses’tan aktaran E. Taillemite, op. cit., s. I, 9.   De Brosses ayrıca bu amaçla gerçekleştirilecek girişimler için kimi tavsiyelerde bulunmaktadır: Keşif seferleri Amerika’nın batı kıyılarından başlamalıdır, böylelikle mürettebatın Pasifik Okyanusu’na zinde biçimde çıkması sağlanacaktır. Öte yandan Magellan Boğazı’nda ve Polinezya’da iki yerleşim kurulmasını önermektedir.[16]Ibid. Bougainville belli ki bunların etkisi altındadır. Ama yolculuğunda Magellan Boğazı’ndan daha güneye inmek için hiçbir girişimde bulunmamıştır. Onun “bilinmeyen güneysel toprakları” Pasifik adalarıyla sınırlıymış gibi görünüyor.

Ama coğrafi yönden sınırlı da olsa iktisadi ve siyasi amaçlar yönünden anılan çerçeveye uymaktadır. Ayrıca bu yöndeki arayışını temellendiren bir başka unsur da, Fransa’nın, Kanada’da İngiltere’yle giriştiği ve Bougainville’in de katıldığı Yedi Yıl Savaşı’nı ve sonrasında oradaki topraklarını kaybedişi ve oraya yerleşmiş bulunan Fransızların durumudur.  İşte bu bağlamda Bougainville, Malvinas Adaları’nda bir koloni kurmaya girişir. İlkin Bahriye Nazırı Choiseul Dükü’nü [Şuazöl Dükü] ikna etmesi gerekmektedir. Bu amaçla iki muhtıra hazırlar ve sunar. Masrafları kendisi ve yakın akrabaları tarafından karşılanmak üzere bir sefer tasarlamaktadır. Gerekli onayı ve kral talimatlarını aldıktan sonra Kanada’yı terk etmek zorunda kalmış Akadyalı ailelerden, Malvinaslar’a yerleştireceği on dokuz kişilik küçük bir toplulukla 1763’te yola çıkar, 5 Nisan 1764’te adaya el koyar ve koloniyi kurar ve Fransa’ya döner. Aynı yıl ikinci bir yolculuk düzenler, oradaki koloninin gereksinim duyduğu malzemeyi ve erzakı götürür; dört ay kadar kalır.

Ne var ki Lord Anson’un yolculuğundan (1740–1744) beri İngilizler de bu adalarda bir yerleşim tasarlamaktadırlar. Ama Güney Amerika’ya yerleşmiş bulunan İspanyollar her iki girişime de karşıdırlar. Nitekim bu adaların Güney Amerika’nın bir uzantısı olduğu, dolayısıyla kendisine bırakılması gerektiği savıyla İspanya’nın ileri sürdüğü talep üzerine XV. Louis [Lui] bu yerleşimin onlara terkine karar verir ve bu işle bizzat Bougainville’i görevlendirir.[17]XX. yüzyılın son deniz savaşı niteliğindeki Birleşik Krallık ile Arjantin arasındaki Malvinas- Falkland Savaşı’nın kökenleri o tarihlere kadar çıkar.

İşte bu çerçevede Bougainville dünya çevresinde yolculuğunu tasarlar. İlkin Malvinaslar’daki yerleşimi İspanyollara devredecek ve oradan Dünya çevresindeki yolculuğuna başlayacaktır. XV. Louis, yeni görev emrini 26 Ekim 1766 tarihinde imzalar.[18]Anılan görev emri şöyle yazılmıştır: Piyade Albayı ve sefer sırasında Deniz Albayı Bay de Bougainville’in, gerçekleştireceği işlemler için Kral’ın emirlerini içeren muhtıra. Majesteleri, Malvinas Adaları’na sefere çıkmak üzere,  Nantes Limanı’nda La Boudeuse fırkateynini, Rochefort Limanı’nda da L’Étoile yük gemisini donatmıştır; yola ilk çıkacak olan La Boudeuse fırkateyninin komutasını Bay de Bougainville’e vermiştir. Majestelerinin arzusu, Bay de Bougainville’in Nantes’tan hareketten sonra La Plata Irmağı’na giderek, orada Katolik majestelerinin [İspanya Kralının] limanlarından yola çıkardığı ve aynı ırmağa gidecek olan iki fırkateyn ile buluşmasıdır./ İki İspanyol fırkateyniyle buluştuktan sonra, [Bay de Bougainville] onları Malvinas Adaları’na götürecek ve bu adaları, oradaki komutana iletilen ve bir kopyası da kendisine verilecek emirlere uygun olarak Katolik Majestelerinin subaylarına devredecektir. (…) Bay de Bougainville, Malvinas Adaları’nı İspanyollara devrettikten ve L’Étoile yük gemisi kendisinin emrine girdikten sonra, bu iki gemiyle yola çıkacak ve Güney Denizi’nden Çin’e yönelecektir. Mevsimin ve rüzgârların durumuna göre Magellan Boğazı’ndan geçmek ya da Horn Burnu’nu dönmekte özgür olacaktır./Çin’e doğru yolalırken, Pasifik Okyanusu’nda, Amerika’nın batı kıyıları ile Hintelleri arasında bulunan ve denizciler tarafından görülmüş ve Diemen Toprağı, Yeni Hollanda, Karpenterya, Kutsal Ruh Toprağı, Yeni Gine vb. adlar verilmiş karaları elinden geldiği ve azami ölçüde açınsayacaktır./Bu ada ya da kıtaların açınsanmasına henüz yeni başlandığı için, bunu geliştirmek çok yerinde olacaktır.  Kaldı ki henüz hiçbir Avrupa ulusu bu topraklarda ne bir yerleşim kurmuştur ne de bir hak sahibidir, Fransa için buraları açınsamak ve eğer ticaretine ve yapacağı seferlere yararlı olacaksa, el koymak ancak yarar sağlayabilir./Bu çerçevede Bay de Bougainville’in özellikle açınsayacağı yöreler, kırk derece güney enleminden kuzeye doğru çıkan denizlerdir, bu yönde iki dönence arasında bulunabilecekleri de inceleyecektir./Değerli madenler ve baharat bu iklimlerde bulunmaktadır. Bay de Bougainville, toprağı, ağaçları, önde gelen ürünleri inceleyecektir; dikkat çekici bulduğu her ürünün örneklerini ve çizimlerini getirecektir. Gemilere uğrak yeri oluşturabilecek mevkileri ve seyirle ilgili her şeyi,  elinden geldiğince belirleyecektir. Majesteleri, bütün bu bilgileri derlemek için, Bay de Bougainville’in daha önceden kanıtlanmış gayretine güvenmektedir./Bu bilinmeyen yerlerde karaya çıktığı her seferinde Bay de Bougainville, değişik yerlere, Fransa’nın armasını taşıyan direkler dikecek, orada yerleşmek üzere kimseyi bırakmaksızın, Majesteleri adına el koyma belgeleri tanzim edecek ve buna ilişkin olarak tutulan zabıtları getirecektir.(…) Majesteleri, Bay de Bougainville’den, mümkün olduğu takdirde, Hintelleri Kumpanyası’nın Çin ile ticaretinde bir depolama yeri biçiminde yararlı olabilecek, Çin kıyılarına yakın bazı adaları açınsamasını istemektedir./ Bay de Bougainville’in seferi iki yılı aşmayacak olduğu ve seferinin şartları doğrudan Fransa Adası’na gitmesini gerektirebileceği için, Majesteleri Çin kıyılarına uğrayıp uğramamakta kendisini özgür bırakmaktadır. Bu konuda içinde bulunduğu şartlara göre davranacaktır. /Ne olursa olsun Bay de Bougainville, barışın devam edip etmediği ya da herhangi bir ulusla savaş olup olmadığını öğrenmek ve Majestelerinin iki gemiden herhangi biri için vermiş olabileceği yeni bir sefer emrini almak amacıyla Fransa Adası’na mutlaka uğrayacaktır. (…) Majestelerinin, oluşturduğu görüşler ve Bay de Bougainville’in çıkacağı seferden elde edilebilecek yararlar konusunda verdiği genel emirler böyledir. Majesteleri, iki geminin dönüşünden sonra Bay de Bougainville tarafından verilecek bilgilere dayanarak, subayların ve mürettebatın sefer sırasında hakettiği ödülleri saklı tutmaktadır. /Versailles, 26 Ekim 1766.”

Bu talimatın metni, Bougainville tarafından o tarihlerde geçerli usuller uyarınca, o sıralarda Bahriye Nazırlığı görevine atanan Praslin Dükü [Pralen Dükü] ile Dışişleri Nazırlığı görevine geçen Choiseul Dükü’ne sunulan muhtıraların, onlar tarafından belki bir ölçüde değiştirilerek onaylanmış biçimidir. Başka bir deyişle seferin tasarımını yapan Bougainville’in kendisidir. Verilen emirler, kendi tasarısının Bahriye Nezareti tarafından gözden geçirilmiş biçimidir.

Genel amaçları belirleyen bu emirname dışında 31 Ekim tarihli ikinci bir emirname ile Bougainville’in seyir sırasında uyacağı daha teknik nitelikli kurallar konmuştur. Bu kurallar, gemideki disipline, silâh ve cephanenin idareli kullanımına, yazıcı tarafından giderlerin belgelendirilmesi ve kaydına, seyir günlüğünün tutulmasına, gireceği limanlar ile yolda rastlayacağı yabancı gemilerle selamlaşma usulüne ilişkin ayrıntılar içermektedir. [19]Bu iki emirnamenin tam metinleri hem Taillemite (op. cit, s. I, 21–25) hem de Bideaux-Faessel’de (op. cit, s. 386–391) bulunabilir.

Demek ki yeni toprakların keşfi,  Çin’e yeni bir ticaret yolunun açılması ve bunu kolaylaştırmak amacıyla Çin kıyılarına yakın bir adanın saptanması;  Fransa’nın elindeki dönenceler bölgesi adalarında yetiştirilmek üzere baharat fidanlarının temini; girişimin açık amaçları işte böylece belirginlik kazanıyor.

Örtük amaçlarına gelince, bunlar öncelikle Fransa’nın, 1763 Paris Antlaşmasıyla Kuzey Amerika’da kaybettiği toprakların telâfisi, başka bir deyişle yeni sömürgeler elde etme hazırlığıdır. Böylece Fransa, İngilizlerin gelişmekte olan deniz hâkimiyetleriyle de bir denge kurma peşindedir. Öte yandan Filipinler’de İngilizlerden önce davranarak Batı Pasifik’te köprübaşı elde etmektir. Kısaca karşımıza çıkan XX. yüzyıl ortalarına kadar sürecek sömürge imparatorluklarının başlangıç emelleridir.

Bunlar ve herhalde kimi, gençlik yıllarındaki okumalarla başlamış umutlar ve heveslerle, bir de onların yanı sıra ölümlülerin kimilerinde özellikle öne çıkan, herhalde kolayca akla gelebilecek ve adlarının tarihe geçmesine yolaçan değişik bireysel saiklerle yüklü olarak Bougainville, 15 Kasım 1766 günü öğleden sonra saat birde Mindin limanı’ndan yelken açar.[20]Ancak büyük ölçekli haritalarda görülebilen Mindin, Loire Irmağı’nın halicinde sol (güney) kıyıdadır.  Rüzgâr kuzeydoğuyla, batıdan geçerek güneybatı arasında değişen yönlerden esmektedir. Saat iki buçukta rotasını batı-güneybatıya çevirir ve saat üçte kılavuz gemiden ayrılır.[21]Bougainville’in seyir defterinden 15 Kasım 1766.

GEMİLER

Bougainville, görev yolculuğunu iki gemiyle gerçekleştirmiştir. Bunlardan biri henüz yeni inşa edilmiş bir fırkateyn, diğeriyse denenmiş bir yük gemisidir.

Fırkateyn 0041 deneme

Bir 18. yüzyıl fırkateyni

Fırkateyn, üç direkli, kabasorta armalı (kare yelkenli), oldukça hafif savaş bir savaş gemisidir. XVII. yüzyılın başlarında tek güverteli bu gemiler,  XVIII.  yüzyılda çoğunlukla iki güverteli olarak inşa ediliyorlardı; o yüzyılın ortalarında 36–40, yüzyılın sonundaysa 62 metre boya ulaşmışlardı. Yirmi dört ile kırk arasında topu bulunan bu gemiler hızlı, manevra kabiliyeti yüksek,  teknelerdi.

Bougainville’in yolculuk ve seyir günlüğünün ilk sayfalarında La Boudeuse [La Budöz] fırkateyninin 1766 yılında Nantes’ta [Nant] Bay Raffeau tarafından inşa edildiği kaydediliyor ve gerek teknenin, gerekse direk ve serenlerin boyutları veriliyor. Bunlara göre La Boudeuse, 125 ayak uzunluğundadır (40.6 m.),[22] Fransa’da o dönemde 1 ayak 0,324 m.’ye denk sayılmaktadır.  oturan omurga uzunluğu 118 ayaktır.  960 tonilatoluk bir oyluma sahiptir. Grandi direği 80 ayak 25 parmak, grandi gabya çubuğu 53 ayak 15 parmak ve grandi babafingo çubuğu 28 ayak 14,6 parmaktır. Böylece grandi direğinin toplam uzunluğu oturduğu omurgadan başlayarak ve çubukların üst üste geldiği destemora payları da düşülürse 48 metre kadardır. Cıvadrası 48 ayak 24 parmaktır. Mayıstra sereni (gemideki en büyük seren) 73 ayak 17 parmaktır (yaklaşık 25 m.). Karina ağırlık merkezinin omurgadan yüksekliği 7 ayak 6 parmak, ağırlık merkezinin su çizgisine uzaklığı 5 ayaktır.  Böylece su çekiminin 4.5 metre kadar olduğu ortaya çıkıyor.

Tarihçi Taillemite’e bakılacak olursa bu boyutlarıyla La Boudeuse o dönem için orta büyüklükte bir fırkateyndir. Riga ahşabından inşa edilmiştir. Geminin iç bölümlerini L. Denoix şöyle betimliyor:[23] L. Denoix: “Les bateaux du voyage de Bougainville”, in Journal de la Société des Océanistes,  no. 24, Décembre 1968, p. 55-58’den aktaran Taillemite, op. cit., s. 32-34. Mürettebat, yaklaşık 1.60 m. yüksekliğindeki ara güverteye yerleşmiştir (geminin kesitini gösteren aşağıdaki çizimde cıvadra ıskaçasıyla mizana direği topuğunun bulunduğu güverte) ve bu alanı, hiç olmazsa belli sürelerle, mürettebatın beslenmesi için gerekli canlı hayvanlarla paylaşmaktadır.[24]La Boudeuse’ün toplam mürettebatının 209 kişi olduğunu ve bunların 190’dan fazlasının bu güverteye yerleştiği anımsanmalıdır. Üst güvertede grandi direğinin arkasında kıç kasara bulunmaktadır. Burası, pupadaki pencerelerden ışık alan büyük kamara ile subaylara ait, her biri diğerinden brandayla ayrılmış küçük kamaraların bulunduğu, geminin “soylu” kesimidir. Büyük kamara hem süvarinin kamarası, hem kurul kamarası, hem de subayların yemek salonu işlevi gören yaklaşık 7×6 m. boyutlarında bir mekândır. İki yanında subayların helâları yerleştirilmiştir. Grandi direğinin ön tarafında şalupaların ve filikaların üst üste istiflendiği büyük alan vardır, oradan baş kasara üstüne ulaşılır. Burası, işi olmayan mürettebatın toplandığı, gemideki olayları ve haberleri konuştuğu yerdir. Başkasaranın hemen altında işte bir fırın, birkaç kazan ve öteberiden oluşan araçlarıyla mutfaklar yeralmaktadır. Subayların, askerlerin ve gemicilerin mutfakları ayrıdır. Pruvada en uçta, mürettebat helâları bulunur.

Fregate

Bir XVIII. yy. gemisinin kesiti, Diderot ve D’Alembert ‘in Encyclopédie’sinden alınmıştır. (Marine, Planche 1)

Mürettebatın yerleşik olduğu ara güvertenin altında ambarlar bulunmaktadır. En arkada topçubaşının ambarı ve barut deposu, ondan sonra öne doğru erzak ambarı, fıçılar içinde içme suyu, hayat-suyu ve şarabın depolandığı ambar, daha önde yedek yelken deposu, halat deposu, en önde de ikinci bir barut deposuyla, güverte lostromosunun, içinde yedek ip ve makaraları koruduğu ambar bulunmaktadır.  

La Boudeuse’ün güzel bir gemi olduğu söylenir. Siyah karinası üzerine sarı bir şerit boyanmıştır. Yüksek bir arması vardır. Bu arma ona, uygun rüzgârda saatte on mile kadar çıkan bir hız sağlar.

L’Étoile’e gelince, 1759 yılında Nantes’ta inşa edilmiş bu gemi 480 tonilato oylumlu bir “flûte”tür [flüt]. Bu tür yük gemileri XVII. yüzyılın ilk yarısından başlayarak Hollandalılar tarafından geliştirilmiştir. Önceleri Felemenk’te başlıca açık deniz ticaret gemisi olarak yaygınlaşan flûte’ler savaş bahriyesinde de ilkin yük sonra da hizmet gemisi olarak kullanılmışlardır. Boyları (30–42 metre) enlerinin dört katı, yüksek ve yuvarlak pupalı teknelerdir. Pruva ve grandi direklerinde ikişer kare yelken, mizana direğinde bir üçgen yelken ile bir de pruvada cıvadra seren yelkeniyle donatılmışlardır. Geniş, tombul karinalı ve ağır gemilerdir. Hem geniş oylumlu oluşu hem de görece sınırlı bir mürettebata gereksinim duyurması bakımından taşıma için elverişlidir. L’Étoile’in boyutları şöyleydi: uzunluk 104 ayak (33.8 m.), genişlik 27 ayak 9 parmak (9 m.) şu çekimi 13 ayak. Bu sefere çıkmazdan önce gene aynı süvarinin komutasında Malvinas Adaları’na bir sefer daha yapmıştır.

La Boudeuse

Albert Brenet’nin “Bougainville’in Tahiti’ye Varışı” adlı tablosundan ayrıntı, Paris Deniz Müzesi

Taillemite’ten öğrendiğimize göre bu kitabın konusunu oluşturan çember seyrinden (circumnavigation) sonra da bu iki gemi yararlı hizmetler görmüştür. La Boudeuse Amerika’da bağımsızlık savaşlarına katılmıştır. L’Étoile ise 1773–77 yılları arasında Hint Okyanusu’na sefer yapmıştır.

La Boudeuse’ün gerek yeni oluşu (ilk defa denize açılıyordu), gerekse niteliği (düşük hacimli bir fırkateyndi) bakımından Bougainville’e sorunlar yarattığı, özellikle birinci başlıkta görülecektir. Nitekim daha yolculuğun başında, kuvvetli bir fırtınanın ardından geri dönmeleri ve gemide onarım ve tadilat yapmaları gerekmiştir. Buna karşılık hızı konusunda yazarın yakınmaları, aktarılan başka ayrıntılar gözönüne alındığında çoğu zaman pek haklı görünmemektedir.

YOLCULUĞUN SONUÇLARI

Bougainville’in yolculuğunun sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler hiçbir zaman çok yüceltici olmamıştır. Sağlığında da sonraki dönemlerde de yaygın kanı, belirlenen amaçlara ulaşamadığıdır. Övenler de başta konulan amaçlara ulaşmada başarılı olduğu iddiasıyla değil başka yönleriyle överler onu. Çağdaşı Diderot’nun övgüsü daha çok onun kişiliğine, Cizvitlerin Praguay’dan sürülmelerine ilişkin olayları aktarışındaki yansızlığa, Patagonlar ve genel olarak yabanıllara ilişkin gözlemlerine, Hollandalıların baharat ticaretine ilişkin kayıtlarına ve Tahiti sözcük dağarcığına ilişkin verdiği bilgilere yöneliktir.[25]D. Diderot,  op. cit., s. 150-157.  Kırk yıl kadar önce, 1960’larda, onun hakkında anıtsal olarak nitelenen bir monografi yazan Martin-Allanic de birçok nedenle kahramanına bağlı olsa da, denizcilik yönünden başarısını fazla vurgulamaz, sadece göreli başarısızlığının nedenlerini açıklar. Bougainville’in ve yol arkadaşlarının günlüklerini yayınlayan E. Taillemite, özellikle seyir tekniğindeki katkısını, Ay uzaklıkları yöntemiyle denizde boylam saptama alanında sağladığı ilerlemeyi, gemicilerinin sağlığını korumadaki başarısını ve yolculuk boyunca o dönem koşullarına göre mürettebatından çok az kayıp vermesini, etnografyaya katkısını över.[26]E. Taillemite, op. cit., passim. Pierre Chaunu, Dünya çevresini dönmedeki hızını ön plâna çıkarır, gerçekten o, Magellan’dan iki buçuk yüzyıl sonra, onun yarısı kadar bir sürede Dünya çevresini dönmüştür.[27]P. Chaunu,  La civilisation de l’Europe des Lumières,  s. 92’den aktaran E. Taillemite, op. cit., s.103. Ayrıca “cucurbite” adı verilen bir cihazla deniz suyundan tatlı su elde etmeyi başarmıştır.  Bu satırların yazarıysa, ilerde,  başka bir yönüyle onu övecektir.

Flute

Bir flûte; Diderot ve d’Alembert’in Encyclopédie’sinden alınmıştır.

Gerçekten kralın talimatında (bknz. yukarda 18 sayılı dipnot) sözü edilen yeni karalar bulma amacı gerçekleşmemiştir. Tahiti’ye ondan önce Wallis varmıştı. Yeni Kikladlar adını verdiği şimdiki Vanuatu adaları, Quiros tarafından ondan önce, daha XVII. yüzyılda Kutsal Ruh Toprakları olarak adlandırılmıştı.[28]Bougainville’den sonra da Cook, onlara Yeni Hebridler adını verecektir. Diderot, onun sayesinde yeryüzü coğrafyası bilgisinin dolayısıyla haritaların mükemmelleştiğini yazıyor. Hayır diyor Taillemite, “olsa olsa Pasifik’te yeni bir koridor belirlemiştir.” Ama birçok yerin yerlemlerini, bunları kitabında her zaman belirtmese de (bir kısmını ikinci baskıda ekleyecektir), daha doğru biçimde belirlediği kesindir. Ayrıca Magellan Boğazı’nda seyir konusunda yararlı bilgiler getirdiği de ortada.   Sonra Taillemite, onun Dünya çevresini dolaşan ilk Fransız olduğu savını da çürütüyor ve öncesinde, tecimsel amaçlarla bunu gerçekleştiren on bir geminin adını ve kaptanlarını sayıyor.[29]E. Taillemite, op. cit., s. 103. Neyse ki Bougainville’in Dünya çevresinde dönüşü “Majestelerinin gemileriyle ilk gerçekleştiren” olduğunu atlamayarak, bütünüyle yalancı çıkartmıyor. Bir başka beklenti, bir ticaret merkezi, bir uğrak limanı kurulabilecek yerin belirlenmesi de gerçekleşmemiştir. Nihayet baharat ağaçlarının fidanlarını getirip bunları Fransa Adası’nda yetiştirme amacına da ulaşılamamıştır.

Bu göreli başarısızlığın nedeni olarak, yolculuğun örgütlenmesindeki aksaklıklar ön plâna çıkarılmaktadır. Aslında iki görev birleştirilmiştir. Malvinas Adaları’nın İspanyollara devri ve sonra Dünya çevresinde bir keşif yolculuğu. Bu birinci görev, Bougainville’e ikincisi için yeterince zaman bırakmamış ve onu gerçek keşiflerden alıkoymuştur.

Henüz Pasifik’te seyir halindelerken yazıcı Saint-Germain [Sen-Jermen] şu kaydı düşüyor:

“Gerekli önlemler alınmaksızın [Pasifik’i] geçiş girişimi, bize çabalarımızın bütün meyvelerini de kaybettirdiği için daha da büyük bir üzüntüye yol açmaktadır. Kythera’dan beri, büyüklükleri, konumları, yükseklikleri, üzerinde yaşayan insanları açısından çok güzel görünümler sunan değişik karalar keşfettik. Ama erzakımızın yetersizliği nedeniyle acelemizden hiçbirini gezemedik. Hattâ Kythera hakkında bile ne söyleyebiliriz? Ülkenin içlerini görebildik mi?  Bay de Commerson, bu adanın, doğabilimi yönünden, bitkiler olsun madenler olsun sahip olduğu hazinelere ilişkin bilgi getirebiliyor mu?  Kıyı boyunca iskandil atabildik mi? İyi bir demirleme yeri bulabildik mi? Ulus için bu yolculuğun yararı nedir? Batı yönünde ilerlemeye devam etmek ne iyi olurdu! Belki ulusa yararlı yeni bir yol açardık, en azından şanlı bir keşif yapardık. Ben bu yolculukta bugüne kadar gerçek olan tek bir şey görüyorum: çok pahalıya mal olan iki gemi donatımı.”[30]Aktaran, E. Taillemite, op. cit., s. 97.

Öte yandan seçilen gemi de uygun değildir. Fırkateyn bu kadar uzun bir yolculuk için gerekli erzakı taşıyabilme yeterliğine sahip değildir. Onun için yanına bir de yük gemisi katmak gerekmiştir. Bu gemi onu yavaşlatmıştır. Ayrıca La Boudeuse yepyeni bir gemidir. İlk defa denize açılmaktadır. Nitekim yola çıkışlarından hemen sonra yakalandıkları bir fırtınada direkleri kırılacak ve Brest’e geri dönmek ve orada direkleri kısaltmak, topları daha küçükleriyle değiştirmek gerekecektir.[31]Bknz. çeviri metin I, 1.

Öyle anlaşılıyor ki, Bougainville keşif çabasının, birçok denizcinin kaybıyla sonuçlanacak bir serüven haline getirmekten kaçınmıştır. Yeni toprakların kâşifi olmaktansa, mürettebatını neredeyse tam olarak geri getiren bir kaptan olmayı yeğlemiştir. Çeviri metinde görüleceği gibi, Buru Adası’na tam zamanında ulaşmıştır, biraz daha gecikseydi mürettebatında çok büyük kayıplarla karşılaşabilirdi. Dönüşünde haklı olarak kayıp denizci sayısının düşüklüğüyle övünür. Ulaştığı sonuç o dönem için gerçekten önemlidir. Bu yolculuklarda bir yandan iskorbüt bir yandan ateşli tropikal hastalıklar, o arada dizanteri, gemilerin mürettebatı üzerinde sürekli bir tehdittir.

Ama bu yolculuğunun sonunda Bougainville, kesin olarak Kraliyet bahriyesine albay rütbesiyle dâhil edilmekle ödüllendirilmiştir. Ardından amiral de olacaktır. Oysa sefere çıkarken sadece sefer süresi için bu rütbeye atanmıştı. Sonrasında da, rejim değiştikten sonra,  Fransız Devrimi’nin değişik evrelerinde ve İmparatorluk döneminde de ülkesinde onurlu görevlere getirilecektir. Adı bir çiçekte yaşamaktadır. Bir de, yayınlanışından 236 yıl sonra hâla çok keyifle ve yararlanılarak okunan güzel bir kitap yayınlamıştır. Keşifler tarihinde biraz da bu nedenle kalıcı bir yer edinmiştir.

XVI-XVIII. YÜZYILLARDA SEYİR VE YOLCULUK GÜNLÜKLERİ

Tarihçi Martin Conway’e bakılacak olursa seyir günlükleri ya da seyir defterleri geleneği XVI. Yüzyılın ortalarında başlamıştır.[32]Martin Conway, op. cit., s. 6. 1553 yılında, denizci ve tacir Sebastian Cabot’nun girişimiyle kurulan Company of Merchant Adventurer –sonradan Moscovy Company olarak anılacaktır– tarafından Hintelleri’ne ve Kitay’a (Çin’e) yeni bir denizyolu bulmak amacıyla Kuzeydoğu Geçidi’ni açınsamak ve Rusya ile ticaret yapmak üzere, Sir Hugh Willoughby ve Richard Chancellor komutasında üç gemi İngiltere’den yola çıkarılmıştı. Cabot, bu komutanlara şu talimatı vermişti:

“Tacirler ve yazmayı bilen diğer kişiler, her gün ve gece gerçekleştirilen seyri günü gününe yazacak, betimleyecek ve kayda geçirecektir. Her geminin kaptanı ve kılavuzunun emriyle, her günkü konum, karaya ilişkin gözlemler, gelgit, Güneş’in yüksekliği, Ay’ın ve yıldızların hareketi böylece kaydedildikten sonra, sefer komutanı, bütün gemilerin süvarilerini haftada bir kez, eğer rüzgâr ve hava izin verirse, biraraya getirecek ve anılan gemilerin gözlem ve notlarını gözden geçireceklerdir. Notların birleştiği ve ayrıldığı noktalar tartışıldıktan sonra karar ve sonuç tek bir ortak kütüğe kaydedilecek ve kumpanya için saklanacaktır.”[33]Richard Hakluyt, The Principal Navigations, Voiages, Traffiques and Discoveries of the English Nation, 3 volumes; London: Imprinted by G. Bishop, R. Newberie and R. Barker, 1598–1600,  V. I, s. 216’dan aktaran Martin Conway, op. cit., s. 6.

Aslında bunun öncesi de var. Magellan’ın yolculuğuna (1519–1522) katılan Antonio Pigafetti de bir günlük tutmuştur; ve Dünya çevresinde bu ilk dönüşe ilişkin bilgiler onun sayesinde günümüze kadar gelmiştir. Ama Conway herhalde, seyir defteri tutmanın kural haline gelişini, düzenli tutuluşunu ve süvarinin ya da sefer komutanının sorumluluğuna verilişini esas almaktadır. Bu uygulama, keşifler tarihi çalışmaları için son derece değerli ve aynı zamanda heveslendirici bir kaynak oluşturmuştur.

Nitekim Bougainville’in ve onun öncüleri ve ardıllarının seyir defterleri ya da seyir günlükleri, hem çağdaş anlamıyla seyir defteri, hem gene çağdaş anlamıyla yolculuk günlüğünün bir karışımı, hem kimi zaman bir doğabilimcinin, kimi zaman bir etnologun not defteri niteliğindedir ve çok zengin bir bilgi kaynağıdır. Kaldı ki bunların büyük bir bölümü, doğrudan seyir günlüğü olarak, oldukları gibi yayınlanmıştır. Ama çoğu zaman da yayınlayanın tercihlerine göre kesilip biçilmişlerdir.  Bougainville gibi, seyir defterinden yola çıkarak, bütünlük içeren bir anlatı oluşturanlar çok değildir; fark şu ki o, denizci olmanın yanı sıra bir aydınlanma çağı yazarıdır.

Eski dönemlerdeki seyir defterleriyle karşılaştırıldığında, günümüzün seyir defterleri pek yavan sayılabilir. Ciltlenmiş basılı formlar biçimindeki bu defterlere vardiya zabiti, tarihi, saati, geminin konumunu, rüzgârın hızını ve yönünü, hava basıncını vd. kaydeder; gözlemler hanesine de gemideki önemli olaylar, yapılan tatbikatlar, onarımlar, eğer bir kaza geçirilmişse onun ayrıntıları vd. kaydedilir. Gerçi artık ne keşfedilecek toprak kalmıştır, ne de denizlerdeki akıntıların, rüzgârların doğası bir bilinmezdir. Şimdi denizcilik şirketini ilgilendiren sadece geminin en ekonomik ve güvenli biçimde gideceği yere varması, yükün ve personelin güvenliğidir. Onun için bunlara bakarak ne tarih yazılabilir ne de roman.

Seyir günlüğü tutma zorunluluğu

Fransa’da, Bougainville’in yola çıkışından hemen önce yayınlanan 25 Mart 1765 tarihli krallık kararnamesi [Grande ordonance], eskiden beri varolan seyir defteri tutma yükümlülüğünü, kaptan dışındaki subaylara da genişletiyordu. Bu düzenlemelere göre  “Kaptan, doğru bir yol günlüğü tutacak, haritasında rotasını işaretleyecek, [Güneş] yüksekliği ölçecek, aldığı yolu tahmin edecek, her gün kılavuzların tespitlerini inceleyecek, onların görüşlerini alacak ve en uygun kararları verecektir. Ayrıca subaylarına da gerekli gözlemleri yaptırtacak, onları kendi seyir defterlerini tutmaya zorlayacak, kılavuzların doğal olarak tuttukları kayıtlardan, subaylara kopya vermelerini engelleyecektir. (…) Subaylar her sekiz günde bir defterlerini komutana sunacaklardır. Sefer sonunda da defterler ilgili makama teslim edilecektir.”[34]Etienne Taillemite,  op. cit., s. I, 122, n. 1.  Bu genel kuralın dışında, Kral tarafından Bougainville’e verilen 31 Ekim 1766 tarihli talimatta da şu hüküm vardır:

“[Bay Bougainville] seferinin tam ve doğru bir günlüğünü tutacaktır. Bunun bir kopyasını dönüşünde Bahriye Nezaretinin başında bulunan devlet bakanına sunacaktır. Kendisiyle beraber gemide bulunan subay ve kılavuzların da kendi seyir günlüklerini tutmalarını ve bunların 25 Mart 1765 tarihli kararname uyarınca, seferden dönüşte varacakları liman komutanlığına teslimini sağlayacaktır.”[35]Ibid., s. I, 24.

Bougainville’in kendi el yazısıyla seyir günlüğü, ciltlenmiş iki defter halinde Fransa Ulusal Arşivinde saklanmaktadır.[36]Paris’te, Vincennes Bahriye Arşivi’nde, Marine 4 JJ 142, no. 17. Ancak 1765 kararnamesi uyarınca La Boudeuse’de görevli subaylarının tutmakla yükümlü oldukları günlükler mevcut değildir. Etienne Taillemite bu günlüklerin günün birinde bir özel arşivde ortaya çıkması umudunu muhafaza etmektedir.[37]Op. cit., s. 123. Buna karşılık gerek La Boudeuse gemisinde gerekse L’Étoile [L’Etual] gemisinde görevli ve kurmay heyeti içinde sayılanlardan başka bazılarının da günlükleri muhafaza edilmiştir. Bunlar arasında, kılavuz Hervel, L’Étoile’de görevli cerrah Vivez, aynı gemiden Hintelleri Kumpanyası’nda görevli Caro, gönüllü Flesche, hekim ve doğabilimci Commerson ve bir de Kralın izniyle sefere katılan Nassau-Siegen Prensi’nin günlükleri bulunmaktadır. Bu yolculuk sırasında tutulan günlüklerden günümüze kadar muhafaza edilebilmiş olanların tamamı, Etienne Taillemite tarafından 1977 yılında yayınlanmıştır.[38]E.Taillemite, op. cit.  

Bougainville’in seyir günlüğünün içeriği

Bougainville’in seyir günlüğünde, bir yandan seyre ilişkin ayrıntılar, bir yandan da seyirle ilgisi olmayan çok çeşitli kayıtlar birbirini izlemektedir. En başında da iki gemi arasında haberleşmede kullanılacak bayrak ve flâmaların renk ve konumlarına, geceleri kullanılacak meşalelerin sayı ve konumlarına, sisli günlerde kullanılacak top ve tüfek atışlarının sayısı ve niteliğine göre anlamlarını gösteren bir liste vardır. Bunu, komutan Bougainville’den miçolara kadar gemide bulunanların adları, memleketleri ve aylıklarının kaydedildiği bir başka liste izler. Ondan sonra günlük kayıtlar başlar. Bu kayıtlar o dönemde geçerli usuller uyarınca genelde bir günün öğle vaktinden ertesi günün öğle vaktine kadar geçen süreyi kapsamaktadır.

Bougainville’in seyir defterinin neye benzediğini göstermek üzere bazı örnekleri aşağıda sunuyorum. İlkin seyre ilişkin iki kayıt örneği:

“[1766] 6 Aralık Cumartesi’den 7 Aralık Pazar’a:

Rüzgârlar Doğu ve Kuzeydoğu ¼  [kerte] doğudan, mutedil rüzgâr[39]Joli frais. Günümüzde Beaufort ölçeğinde 4. derece., değişken ve kapalı hava, biraz yağmurlu; sabah saat 8’e kadar BGB’ya [Batı-güneybatıya], sonrasında GB ¼ B’ya [Güneybatı-kerte-batıya] dümen tuttuk.

G 110’ B 115’

Tahmini enlem K 44°32’ ; Boylam 13°30’[40]Paris meridyenine göre.

Rota GB 1°B

Alınan yol 140’30”

Tahmini sapma KB 18°”[41]Taillemite, op. cit., s.  I, 188.

Bougainville, 15 Temmuz 1767’de Rio da Janeiro’dan hareket eder:

“15 Temmuz Çarşamba’dan 16 Temmuz Perşembe’ye. Rüzgâr: D ile KD ve KKD’dan [Doğu ile kuzeydoğu ve kuzey-kuzeydoğudan]. Hava elverişli, deniz elverişli, kuvvetli rüzgâr;  6 saat süreyle G ¼ GD’ya ardından sabah saat 8’e kadar G’e, sonrasında G ¼ GB ve GGB’ya dümen tuttuk; L’Étoile’e göre çok hızlıyız. Bu nedenle babafingo yelkenlerini ve cıvadra bastonu seren yelkenini toplattırdım.

Öğle vakti 24 saatlik seyir sonucu yön G ¼ GB 4°15’G, alınan yol 148’.

Tahmin edilen ve gözlenen enlem 25°31’. Varılan boylam 45°16’,

Düzeltilmiş sapma: 7°KD.”[42] Ibid., s.  I, 232.

Bunlara benzer kayıtlar doğallıkla çok büyük bir yer tutar ama onların yanı sıra seyir defterindeki kayıtlar ayrıca kişisel tepkiler, olayların ardındaki saiklere ilişkin yorumlar, gözlenen faunaya ve floraya ilişkin bilgiler, Tahiti’den Fransa’ya götürülmekte olan yolcu Auturu’nun davranışlarına ilişkin gözlemler ve Bougainville’in kimi yazar ve düşünürlere yönelik eleştiri ve cephe alışlarını da içeriyor. Neredeyse özgürce kaleme alınmış bir yolculuk günlüğü:

14–15 Ocak 1767, La Boudeuse güney yarım küreye geçmiş, La Plata Irmağı halicine doğru ilerliyor:

“Sabah saat 0. 47’de dolunay. Rüzgâr: D. Hava elverişli, kuvvetli rüzgâr, deniz oldukça elverişli. Bütün yelkenler açık G ¼ GB’ya dümen tuttuk. Önceki gün takılan bir grandi gabya kandilisası, sonra da pruva gabya kandilisası koptu. Bu sekizinci oluyor, Brest halatından yapılmaydı. Bunun intikamı alınmalı.

Brestli halatçıları asmak gerek.” [43]Ibid., s. I, 200.

23–24 Haziran 1767;  La Boudeuse iki günde beri Rio de Janeiro limanındadır:

“Bugün bu limandan iki İngiliz gemisi hareket etti.  Kendi ifadelerine bakılırsa Bengal’e ve Çin’e gidiyorlar. Ben bunların Bay Byron’un seferinin devamı olarak gönderilmiş olmalarından kuşkulanıyorum. Çünkü gemilerde çok sayıda kadın vardı.”[44] Komodor Byron 1765’te Malvinas Adaları’nı açınsamış ve Port-Egmont adını verdiği, yerleşim kurmaya elverişli bir yer bulmuştu. İngiltere, onun hazırladığı rapor üzerine orada bir koloni kurmaya karar vermişti. Gemilerde çok sayıda kadının bulunması nedeniyle Bougainville, bunların oraya götürülen yerleşmeciler olduğunu düşünüyor. (E. Taillemite, op. cit., s. I, 227.)

1–2 Temmuz 1767; Bougainville Rio de Janeiro’da bir gemi satın almak istemiş ama Portekiz’in oradaki genel valisi, da Cunha Kontu, bunu engellemiştir:

“Aslında, onun aşçısı ve üzerinde çok etkisi olan Rigaud adında bir Fransıza 50 Louis vererek belki de efendisinin kararını değiştirtebilirdim. Ülkesini terk eden birçokları gibi düzenbaz, oldukça becerikli ve pek entrikacı bu Rigaud, Ekselânsları d’Acungna [d’Akunya] Kontu’nun[45]Bougainville’in kitabında olduğu gibi seyir günlüğünde de özel adların yazımı sorunludur. Bu konuda, çeviri metnin sonundaki 7 sayılı nota bakınız.  hem aşçısı, hem kâhyası, hem de onun yanında elçi, tercüman ve danışmandır. Buranın subayları ve sivil Portekizli halkı, Genel vali’nin önünde diz çökmekte, aşçısının da elini öpmektedir.”[46]E. Taillemite, op. cit., s. 228.

18–19 Temmuz 1768’de gemiler günlerden beri Yeni İrlanda’nın güney ucunda, Bougainville’in Praslin Limanı adını verdiği bir koydadır. Hava koşulları çok elverişsizdir:

“Elverişsiz hava, fırtına, kasırga, sürekli yağmur. Ben hep bunları mı yazacağım! Son 48 saatte başka bir şey yaşamadık. Mürettebatımız perişan durumda. Bu toprak onlara sağlıksız bir iklim ve ek çalışma yükünden başka bir şey vermiyor. Hava izin verirse yarın hareket etmeye hazır olacağız.” [47]Ibid., s. 375.

(20 Temmuz 1768) “…Bana olağandışı bir hayvan getirdiler. Bu peygamberdevesi türünden, yaklaşık üç parmak uzunluğunda bir böcekti. Gövdesinin neredeyse tamamı, yakından bakıldığında bile yaprak sanılabilecek bir dokudan oluşmaktadır: kanatlarından her biri bir yaprağın yarısı biçimindedir ve kanatlar birbirine yaklaşık durduğunda yaprak tamamlanır. Gövdesinin alt tarafı, daha solgun renkte bir tam yaprak biçimindedir. İki duyargası ve altı ayağı vardır. Ayaklarının üst tarafları da yaprak parçaları biçimindedir. Bay Commerçon bu tuhaf böceği betimledi. Ben de onu şarap ispirtosu içinde saklıyorum. (…) Ağaçlar ve bitkiler yönünden burası da Hintelleri’nin bitki varlığına sahip. Kıyılardaki kayalıklar kabuklularbilimi [conchyologie] için hazineler barındırıyor. Tamamiyle yeni bir tür oluşturduğunu sandığım bir deniz kabuklusu buldum. Hem biçimi hem de maddesi bakımından çok zarif bir yürek biçiminde. Bundan sadece bir tane bulunabildi.

“Not: Yanılmışım, bu kabuklu biliniyormuş fakat pek endermiş. Adı diconcha cordiformis’miş; şöyle betimleniyor: ‘quæ duplicis valvae curvatura proecipua, vertibus nutantibus, cordis figuram exprimit, sutura perpendicularis divisa’.  Klein p. 137.”[48]Ibid., s. 377. Taillemite’in verdiği bilgiye göre, Bougainville’in atıfta bulunduğu kitap, Londra Kraliyet Cemiyeti üyesi, Königsbergli doğa bilimci Jean-Théodore Klein’ın 1734’te Fransızcaya çevrilen Naturalis dipositio echinodermatum’dur.

Son olarak Bougainville’in Tahiti Adası’na el koyma kaydını görelim. Perşembe, 14 Nisan 1768 tarihinde seyir günlüğünde şu kayıt düşülmüş:

“…Geceleyin karaya çıktım ve su ikmali yaptığımız ırmağa 108 adım ve deniz kıyısına 13 adım uzaklıktaki noktada, bir meşe levha üzerine kazınmış aşağıdaki yazıtı toprağa gömdüm:

‘1768 yılının 12 Nisan günü, ben piyade albayı ve kralın gemilerinde deniz albayı, kralın La Boudeuse ve L’Étoile gemilerinin komutanı L. A. de Bougainville, Praslin Dükü Bay de Choiseul’ün bakanlığı sırasında Majesteleri XV. Louis’nin buyruğuyla ve onun adına, Bourbon Takımadası adını verdiğimiz takımadaya elkoyduk. Bu adalar, 18 ila 16° güney enlemleri arasında ve Paris meridyenine göre 149 ila 152° batı boylamları arasında bulunmaktadır. Buna dayanarak,  bu adalardan 17°34’ güney enlemi ve yaklaşık 151° boylamındaki Yeni Kythera adını verdiğimiz adaya, el koyma işlemine ilişkin, kurmay heyetimiz üyeleri ve önde gelen astsubaylar tarafından imzalanmış işbu yazıtı bıraktık. Bu kişilerin adları bir şişe içinde bu yazıta eklidir.’

Her iki geminin kurmaylarının ve önde gelen astsubaylarının adlarını içeren şişe, bir mantar tapayla kapatılıp İspanya mumu üzerine basılan Kralın armasıyla mühürlenmiş ve yazıtın altına gömülmüştür.”

Gözlem: Bay Verron karada o mevkide, enlemi 17°35’3” olarak saptamıştır.”[49]Ibid., s.323. Bu el koyma işleminin gece vakti, Yerlilerin bilgisi dışında yapılmış olması dikkat çekicidir. Béatrice Waggeman, Le Voyage autour du monde de Bougainville, Droit et imaginaire, (Presses Universitaire de Nancy,  Nancy 1992) adlı eserinde (s. 28) bu hususa dikkat çekiyor.

Seyir günlüğünde yazarlar ve kitaplar

1 Ocak 1768 Cuma günü Bougainville, güçlüklerle dolu Magellan Boğazı geçişini sürdürmektedir. Yirmi beş günden beri boğazdadır, zorlu rüzgâr ve hava koşulları ile mücadele etmektedir ve yirmi yedi gün daha boğazı aşmak için çalışacaktır. Bu güç geçiş sırasında kendinden öncekilerin deneyimlerinden yararlanmayı denemektedir.

“… Rüzgâr BGB, B ve BKB’dan; hava yel çevrimli, yağmurlu, soğuk ve kapalı. Bay de Gennes’in eserinde Galant Limanı’nın ve koyun plânı çok doğru çizilmiş. Boğaz’ın görmüş olduğu bölümü konusunda kitabında verdiği ayrıntılarsa bir denizci için pek yetersiz ve pek az bilgilendirici. Boğaza ilişkin en iyi günlük Narborough Şövalyesi’nin günlüğüdür. Rahip Prévost’un onu budamak ve tanınmaz hale getirmek için gösterdiği bütün çabalara rağmen hâlâ öğreticidir. Doğrusu, parlak kalem sahibi kimi yazarların, gemicilerin günlüklerini çevirme biçimleri insana, yazık olmuş dedirtiyor. Eğer denizcilerin dilinden biraz anlasalardı, onlara atfettikleri aptallık ve saçmalıklardan yüzleri kızarırdı. Bu yazarlar pek büyük bir dikkatle, doğrudan ve sadece seyirle ilgili ve dolayısıyla denizcileri yönlendirecek ayrıntıları metinden ayıklıyorlar; amaçları her iki cinsten çıtkırıldımların hoşuna gidecek hoş bir kitap ortaya çıkarmaktır; sonuç hiç kimseye yararı olmayan ve herkes için sıkıcı bir kitaptır.”

Ardından Jean-Jacques Rousseau’nun İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kökeni ve Temelleri Üzerine Söylev’inde yeralan ve denizcileri küçümseyen görüşlerini hedef alır ve Rahip Prévost’un Histoire générale des voyages[50]Histoire générale des voyages, ou nouvelle collection de toutes les relations de voyage par mer et par la terre publiées jusqu’à présent dans les différentes langues. adlı eserindeki bir yanlışı göstererek bitirir:

Histoire des voyages’ın birinci cildinde (s. 260) Rahip Prévost, Guillaume Towtson’u Wight Adası’na, yelken olarak sadece grandi direğine açılmış bir takkeyle ulaştırır. Kötü hava bütün yelkenleri yırtıp yok etmiş ve İngiliz denizci eski bir cunda yelkenini gabya yelkeni olarak kullanmıştır. Bay Rahip, ‘zavallı gemiciler dillerini bile bilmiyorlar demiş olsa gerek’ ve ciddi bir Akademi üyesi olarak, bildiğimiz cunda yelkenini takke yapmıştır.”[51]Taillemite, op. cit., s. I, 281. (Bougainville burada, Rahip Prévost’un Fransızcada, serenlerin iki ucuna sürülen ek çubuklar üzerine açılan cunda yelkeni anlamına gelen “bonnette” sözcüğünü, takke anlamına gelen “bonnet” sözcüğü ile karıştırmasını alaya almaktadır.)

Günümüzde denizciler, seyir kılavuzu (sailing directions) adı verilen ve birçok ülkenin hidrografi kuruluşlarınca yayınlanmış seyir kitaplarından yararlanırlar. Bu kitaplarda kıyılar, boğazlar, geçitler, su yolu niteliğindeki ırmaklar, liman ve demirleme yerleri, fener ve şamandıralar, batıklar, akıntılar, iklim koşulları, buzlalar, kumlalar, sığlıklar, her türlü teknik ayrıntıyla ve haritaların da yardımıyla etraflıca betimlenmiş ve koordinatlarıyla konumlandırılmıştır. XVIII yüzyıldaysa Bougainville ancak kendisinden önce gerçekleşen yolculukların, işte o “kalemi parlak yazarlarca” çevrilmiş günlüklerinden yararlanabilecekken, bunlardaki ayıklamalar ve yanlışlardan haklı olarak yakınmaktadır.

SEYİR GÜNLÜKLERİNİN DİLLER VE ÜLKELER ARASINDA DOLAŞIMI

Yetersiz kaldıkları olsa da, kötü çevrilmiş ya da çarpıtılmış olsalar da bu seyir ve yolculuk günlükleri, eski dönemlerde değeri yokumsanamayacak faydalar sağlamıştır. Daha XVI. yüzyılın sonlarından başlayarak bu günlükler, kısa süreler içinde başka dillere çevrilmekte, gerek özgün basımları gerekse çevirileri değişik ülkelerde denizciler ve coğrafyacılar tarafından büyük bir iştahla aranmaktadır. Bunun ilk örneklerinden biri Willem Barentsz’in Kuzeydoğu Geçidini açınsamak üzere yaptığı üç yolcuktan son ikisine katılan Gerrit de Veer’in 1598’de yayınladığı ve Barentsz’in üç yolculuğunu içeren kitabıdır. Özgün dili Felemenkçe olan bu kitap[52]Çağdaş Fransızca basımı: Gerrit de Veer, Prisonniers des glaces, Les expéditions de Willem Barentsz (1594–1597), Les relations de Gerrit de Veer établies  et présentées par Xavier de Castro, Editions Chandeignes / UNESCO,  Paris 1996, (Özgün adı: Gerrit de Veer, Waerachtighe besschryvindghe van drei sylagien…, ) Amsterdam, 1598.  izleyen on yıl içinde, beş dile (Fr., Alm., İtal., Lat., İng.) çevrilmiştir. [53]Xavier de Casto, “Préface” in Gerrit de Veer, op. cit., s. 33-34.

Bougainville’in övgüyle sözettiği, 1740–44 yılları arasında Dünya çevresini dönmüş Lord Anson’un kitabı, 1748’de Londra’da yayınlanmış, Fransızcasıysa bir yıl sonra 1749’da,  Amsterdam ve Leipzig’de yayınlanmıştır. Cook’un birinci yolculuğunun ilk ve onaysız anlatısı 1771’de Banks ve Solander’in adlarıyla yayınlanmış, 1772’de Fransızcası çıkmıştır.  Komodor Byron’un 1764–1766 yılları arasında gerçekleştirdiği yolculuğun anlatısı 1766’da yayınlanır, 1768’de Fransızcaya, 1769’da İspanyolcaya çevrilir. Byron’dan başka Wallis ve Carteret’in yolculuklarını da içeren John Hawkesworth’un kitabı, 1773’te Londra’da yayınlanışından bir sene sonra Paris’te de okurlara sunulur.

Bougainville’in kitabı da, aynı hızla ülkeler arasında gidip gelmiştir. Fransa’da yayınlanışından hemen sonra, Johann Reinhold Forster tarafından İngilizceye çevrilir ve 1772 yılında yayınlanır.[54]Voyage Round the World (1776–1769) in the Frigate La Boudeuse and the Store-ship L’Etoile, London 1772.  Hemen sonrasında Bougainville, kitabının genişletilmiş ikinci basımında o çeviriye eklenen yorumlarda kendisine yöneltilen eleştirileri yanıtlamaktadır. Forster, bu çeviriyi yayınladıktan az sonra James Cook’un ikinci yolculuğuna (1772–1775) doğabilimci olarak katılacaktır.

Bu örnekler kolayca çoğaltılabilir. Ama bu kadarı bile o dönemde keşif yolculuklarının nasıl bir ilgiyle izlendiğini ve nasıl her yayının besleyici yankılar aldığını ve etkileşim ağının yoğunluğunu göstermeye yeter. Çeviri metne eklenen ve en sonda yeralan açıklamalarda, bu dolaşıma ilişkin yukarda sunulanlardan başka örnekler de dikkatli okurun gözünden kaçmayacaktır.

Bunların yanında bir de, belli bir tarihe kadar yapılmış bütün yolculukları bir arada anlatmak iddiasındaki derlemeler mevcuttur. İşte yukarda, Bougainville’in eleştirisini aktardığım Rahip Prévost’un Yolculukların Genel Tarihi, ya da Charles de Brosses’un Güneysel Topraklara Yapılan Seyirler Tarihi ve Richard Hakluyt’un yukarda anılan The Principal Navigations, Voiages…  gibi külliyatları da ilgiyle izlenmektedir.

BOUGAINVILLE’İN KİTABI

Bougainville 16 Mart 1769 tarihinde Saint-Malo’da yolculuğunu tamamlar. Yukarda değişik sayfalarından örnekler verdiğim günlüğünden ve ayrıca subaylarının tuttukları günlüklerden yararlanarak kitabını yazmaya başlar ve aynı yılın Ekim ayı sonlarında, “seçilmiş güzel bir kâğıttan 464 yaprak üzerine kopyalattırdığı el yazması bir nüshayı ciltletip, pas rengi sığır derisiyle kaplatır” ve krala sunar. [55]Jean-Etienne Martin-Allanic, Bougainville navigateur et les découvertes de son temps, PUF, Paris 1964 2 vols. s. 975’ten aktaranlar Bideaux-Faessel,  “Introduction”  s. 31.   Ancak kitabın yayınlanması gecikir; bunun nedeni içerdiği Cizvitlere karşı görüşler ile Portekiz, İngiltere ve İspanya’nın çıkarlarına zıt girişimlerden yana bir tavır sergileyişidir. Fransa, bu güçleri karşısına almaktan çekinmektedir.[56]Bideaux-Faessel, op.cit.,  s. 32.  Fransız Akademisi’nin daimi yazmanı Charles Duclos, 15 Ocak 1771’de kitabın basımını onaylar; kralın kançılaryası,  Paris’te Saillant ve Nyon kitapçılarına satış imtiyazını 27 Şubat’ta verir. 15 Mayıs’a doğru kitap satışa çıkar.

kapak yeniden 003Dünya’nın Çevresinde Yolculuk, 1771 yılının Mayıs ayında yayınlanır yayınlanmaz, her ne kadar kimi “yayın çevrelerince” görmezden gelinmişse de, genel olarak okurların ilgisiyle karşılanmış ve 1772’de, yazar tarafından kimi eklemelerle genişletilmiş ikinci basımı yapılmıştır. Ardından 1958’e kadar, bir bölümü İsviçre’de Neuchatel’de “korsan basım” olmak kaydıyla, on basımı daha gerçekleşmiştir. Bunlardan bazıları kısaltılmış basımlardır. Yakın zamanlarda ise, iki başlığının bazı paragraflarıyla bir başlığın tamamı eksik Louis Constant basımı (Maspéro 1980, ardından Découverte, 1992, 1997, 2006) ile Türkçe çevirinin esas aldığı ve eserin 1771 basımına dayalı Jacques Proust basımı (Gallimard 1982, 2003) ve Pierre Mounier tarafından “Seçmeler” yayınlanmıştır (Pocket 1999).[57]Bideaux-Faessel,  Op cit., s. 33-34, 461-462.  Böylece özgün dilinde on beş kadar değişik basım söz konusudur. Çağdaş basımlar arasında en önemlisi şüphesiz 2001 yılında, Michel Bideaux ve Sonia  aessel tarafından gerçekleştirilen daha önce yukarda birkaç kez anılan eleştirel basımdır.[58]Bu yayının künyesi yukarda 13 sayılı dipnotta verilmiştir. Bu değerli çalışmada, ayrıntılı bir “Giriş” [önceki yollamalarda Introduction olarak belirtiliyordu], Bougainville’in Malvinas Adaları’na ilişkin olarak XV. Louis’nin dışişleri, savaş ve bahriye nazırı Choiseul Dükü’ne [Şuazöl Dükü] yazdığı muhtıra;  kralın Bougainville’e verdiği talimatların metinleri, Diderot’nun 1771’de Dünya’nın Çevresinde Yolculuk üzerine hazırladığı tanıtım yazısı; Tahiti Adası’na, Bougainville’den önce el koyan Wallis’in seyir günlüğünden parçalar, Onun ardından oraya varan James Cook’un seyir günlüğünden bölümler, Tahiti mitosunun Avrupa’da yayılışına ilişkin bir inceleme ile Bougainville’in Tahiti’den Fransa’ya getirdiği Yerli Auturu’nun sefere katılışı ve Fransa’da onun hakkında yazılanları içeren bir “Tahiti Dosyası”; kralın kitabın satışa çıkarılabilmesi için verdiği ruhsat, geniş bir bibliyografya ve dizinler yeralmaktadır.

Metinde ise 1771 baskısı esas alınmış ancak bir yandan Bougainville’in krala sunduğu el yazması olduğu sanılan nüshadan [Vincennes Bahriye Kitaplığı SH 216 numarada kayıtlı el yazması] ayrıldığı yerler ve bir yandan da 1772 baskısında yapılan eklemeler dipnotlarda gösterilmiştir.))

Kitap günümüzde de çok okunma özelliğini sürdürmektedir. Bu satırlar yazıldığı sırada Fransa’da en az dört değişik basım aynı anda satıştadır.[59]Burada belirtilmesi gereken bir nokta şudur: İstisnasız bütün çağdaş basımlardaki  (1976’dan sonraki bütün basımlar) sunuş yazılarının, analizlerin, ek açıklamaların esas itibariyle iki kaynaktan çok yararlanmış oldukları gözlenmektedir.  Bunlardan birincisi bu sunuşta benim de çok yararlandığım E. Taillemite’in anılan etkileyici yayınıdır. İkincisi ise ancak pek geç elde edebildiğim, dolayısıyla yeterince yararlanamadığım Martin-Allanic’in gene yukarda anılan eseridir. Sanıyorum ki, diğer dillerdeki çağdaş incelemeler için de bu iki kaynak vazgeçilmez ve yön verici niteliklerini muhtemelen çok uzun yıllar boyunca koruyacaktır.  Bunun dışında en az iki internet sitesinden bu metin indirilebilmektedir.[60]Aşağıda, Fransızca metnin ücretsiz indirilebileceği bu iki sitenin adresi verilmektedir. Ancak bu sitelerdeki metinler 1771 ve 1772 basımlarıyla, dolayısıyla Türkçe çeviriyle tam uyum içinde değildir. Kimi başlıklar bütünüyle, kimi başlıklarda da bazı paragraflar eksiktir.(http://www.diplomatie.gouv.fr) Bu sitenin kendi içindeki arama motorunu Bougainville için kullanmak gerekir. (http://www.ebooksgratuits.com/pdf/bougainville_voyage_autour_monde) .

Bougainville’in yapıtı orta öğretim müfredatı içinde yeralmakta, bakalorya sınavında, Diderot ile birlikte Fransızca ve kompozisyon konusu olabilmektedir (1998). Dolayısıyla, ilk çıkışında gördüğü ilginin günümüzde de devam ettiği rahatlıkla ileri sürülebilir.

Denizcilik kitabı niteliği

Kitabın başlangıç bölümünde yazar “yolculuğumun anlatısı, hoşça zaman geçirtmek için hazırlanmış bir kitap olarak görülmemelidir; bu kitap özellikle denizciler için yazılmıştır” demekte ve sanki alacağı kimi eleştirileri öngörüyor gibi şunu eklemektedir: “Kaldı ki Yerküre’nin çevresinde bu uzun yolculuk, öyle, salon insanlarına ilginç gelecek olayların geçtiği, savaş sırasında yapılmış yolculukların heyecanını da vermez.” Ama birçok denizci bu kitabı o yıllarda heyecanla olmasa da merakla okumuştur kuşkusuz. James Cook’un bunlardan biri olduğunu, ikinci yolculuğunun günlüğündeki eleştirilerden biliyoruz.

Bougainville’in eseri, anlatım açısından çok canlı ve seyre ilişkin ayrıntılar yönünden de çok zengindir. Seyir günlüğünü oldukça yakından izler. Günümüzün okuru için de çok ilginç bu ayrıntılar, yazar tarafından kitabı çekici kılmak için eklenmiş değildir. Denizcilik kitabı olmasının sonucudur. Öte yandan kitaptaki denizci dili, kimi çağdaşlarına göre, anlaşılmasını güçleştirmektedir. Ama sağladığı kesinlik, herhalde sonraki kimi denizcilerin seyirlerinde yararlı olmuştur. Özellikle Magellan Boğazı’nda seyre ilişkin ayrıntılar herhalde birçoklarınca kullanılmıştır.

Gerçekten Dünya’nın Çevresinde Yolculuk, uğradığı adalar ve onları kuşatan denizler, aşılan boğazlar ve geçitler için neredeyse bir kılavuz gibidir. Kimi yörelerin betimlemesi, kıyının görünümü, [61]Bu görünümler sadece yazıyla anlatılmaktadır.  Bougainville’in yol arkadaşları arasında bir ressamın yokluğu kendini belli etmektedir. Varılan yerlere ait kimi haritalar bulunmasına rağmen, kitapta kıyıların görünümüne ilişkin hiçbir çizim yoktur.  akıntıların yönü, rüzgâr rejimi, körkayaların konumu vd. konusunda verilen ayrıntılar ve yönler neredeyse çağdaş kılavuz kitaplarını andırır.  Bougainville ayrıca tavsiyelerde de bulunur. Gemisine ve mevsime göre Magellan Boğazı’ndan geçmenin ya da Horn Burnu’ndan dönmenin göreli üstünlüklerini tartışır. Ama çok önemli bir unsur hep eksiktir: yerlemler (koordinatlar).

Bu eksikliği sadece o dönemde boylam belirlemede karşılaşılan zorluklarla açıklamak tabii ki mümkün değildir. Çünkü, her ne kadar Bougainville’in gemisinde, Cook’un bile ancak ikinci yolculuğunda deneyebileceği hassas bir kronometre yoksa da, gemisindeki astronom Verron ve Bouchage Şövalyesi, ve tabii kendisi de, işte çağının en mükemmel araçlarıyla Ay uzaklıkları yöntemini kullanarak oldukça başarılı biçimde Paris meridyenine göre boylamı belirleyebilmektedirler.

Nitekim 1772 basımında bazı yerlerin boylamları metne eklenmiştir. Yukarda belirtildiği gibi seyir günlükleri diller ve ülkeler arasında hızla dolaşmaktadır. Yazar “kimi önemli” (şimdi olsa stratejik derdik)  bilgilerin herkese yayılmasını bir ölçüde engellemeye çalışmaktadır. Yerlemler konusunda ona kıyasla çok daha cömert James Cook ikinci yolculuğunda bu noktaya değinir ve seyir günlüğünde Bougainville’in Magellan Boğazı’nda seyir konusunda sıraladığı yararlı gözlemlerden söz eder ama ardından onun koordinatlar konusundaki sessizliğine işaret eder: “Mösyö Bougainville’in bu denizlerdeki tüm yolculukları sırasında yaptığı keşiflerin hiçbirinin konumunu belirtmemiş olmasının nasıl bir açıklaması olabilir? Bunları özenle saklamasının sadece kendisinin bildiği nedenleri var gibi görünüyor.”[62]James Cook, op. cit,, s. 197, n. 29. Cook’un Magellan Boğazı’nda seyir konusunda yazdıkları, Türkçe çeviriye esas olan metinde yoktur. Bu bilgi Bideaux-Faessel, op. cit., s. 22’den aktarılmıştır. Cook haksız değil! Ama onun günlüğünde de okur, en azından yayınlanan “seçmelerde”, yelkenle seyir tekniğine ilişkin ayrıntıların eksikliğini duyuyor. Acaba bu farklılık, sadece denizci olanla, denizciliğe sonradan gelmiş, ve bir ölçüde, görece, amatör kalmış olan arasındaki benzeşmezlikten doğuyor olamaz mı? Bougainville denizciliğini kanıtlamak ister gibidir. Onun için gemici dilini vurgulayarak, büyük bir keyifle kullanır, böyle yazmaktan hoşlandığını sezersiniz, manevralarına ilişkin ayrıntıları çoğaltır. Böylece kendisini izleyecek denizcilere bir yandan yardımcı olurken bir yandan da bilgi ve deneyimini sergilemektedir. Oysa Cook’un böyle bir endişesi hiç yoktur.

Bougainville’in eserinde bu çerçevede,  doğrudan seyir ve gemicilikle ilgili olmasa bile, keşif yolculuklarının çevresel unsurlarına da ayrıntılı biçimde yer verilmiştir. XVIII. yüzyılda uzun yola gidecek gemilerin lojistik gereksinimlerinin teminine ilişkin ayrıntılı bilgiler bunlardandır. Gerek yola çıkışta, gerekse yol boyunca taze besin ve erzak temini, yakacak ve işleyecek odun ve içme suyu temini sorunları anlatıda sık karşılaşılan konulardır.

Aynı bağlamda bu eserde ilgiyle okunan bir başka konu, XVIII yüzyılda, bir geminin yabancı bir limana girişinde uygulanan usullere ilişkin bölümlerdir. Geminin kaleyi selâmlaması ve kaleden selâmlanması, egemen devlet temsilcisinin yaklaşımı ve gelen gemiye ve mürettebatına davranışı bu anlatıda hayli yer tutar. Bu bölümler keşifler ve onunla birlikte kolonileştirme döneminde yürürlükteki idari usuller bakımından ilginçtir. (Bu konuda en güzel örnekler için bknz.  I-5’te Rio de Janeiro’da, da Cunha Kontu ile selâmlaşma pazarlığı; II-8’de Batavia’ya girişteki görüşmeler; ve II-5’te Buru Adası’nın Cajeli Körfezi’nde, Hollanda Doğu Hintelleri Kumpanyası temsilcisinin Bougainville’i karşılayışı vd.)

Bu selâmlaşma usulünün devletlerarası ilişkilerin ve protokolun bir türevi olduğu anlaşılıyor. Bougainville’e Kral tarafından yolculuğunun öncesinde verilen talimatlarda bu selamlaşma usulü de ayrıntılı biçimde yeralıyordu:

“Seyir sırasında birçok prensin ve devletin gemilerine rastlayabileceği için Majesteleri, kendisine selâmlama konusunda izlemesi gereken usulü bildirmeyi gerekli görmektedir.

“Oramiral, koramiral, tümamiral forsu taşıyan, taçlı başlara ait bütün gemileri selamlayacaktır. Taçlı başlar adıyla belirtilenler şunlardır: İspanya Kralı, İki Sicilya Kralı, Osmanlı Padişahı [Grand Seigneur], İngiltere Kralı, Sardinya Kralı, İsveç Kralı, Portekiz Kralı, Danimarka Kralı ve Venedik Cumhuriyeti.

(…)

“İspanyol savaş gemileriyle karşılaştığında, selamlama konusunda 1734 yılında Katolik Majesteleriyle uyuştuğumuz gibi davranacaktır. Bu demektir ki, Majestelerinin ve İspanya Kralının gemilerinden eş düzeyde fors toka etmiş olanlar selâmlanmayı istemeyecekler ve selâma karşılık vermeyeceklerdir. Buna karşılık farklı forslar taşıyan gemilerden ilk selâmlanan, eğer kendisini selâmlayan bir rütbe aşağıdaysa iki pare eksik top atışıyla, iki rütbe aşağıdaysa dört pare eksik top atışıyla vs. onu selâmlayacaktır.  Böylece koramiral forsu taşıyan gemi, tümamiral gemisini iki pare eksik, filo komutanını dört pare eksik,  bir ya da birçok geminin komutanını ise altı pare eksik atışla selâmlayacaktır. Tümamiral ve filo komutanları da aynı derecelendirme uyarınca selâma karşılık vereceklerdir.

“Muhkem mevkiler ve başlıca kalelere gelince, bunlar oramiral ve koramiral forslarını eşit sayıda top atışıyla, tümamiral forsunu iki ve filo komutanlarını dört eksik atışla selâmlayacaklardır. Selâmlanması gereken İspanyol muhkem mevki ve kalelerinin adları ekli çizelgede gösterilmiştir.

“Hollandalılara gelince, [Bay de Bougainville] 1689 tarihli emirnameye uyacaktır.” [63]Aktaran E. Taillemite, op. cit., s. 24-25.

Bougainville’i okurken XVIII. yüzyılda denizde protokol kuralları dışında, seyre ilişkin toplumsal teamülleri de öğreniyorsunuz.  Bunun bir örneği Ascension Adası’nda bir kayanın kovuğunda saklanan şişe içinde bulunan bir tür ziyaretçi defteri niteliğindeki kayıtlardır. Bunun sayesinde gemiler birbirlerinden haber almaktadır (çeviri metin II, 9).

Bunun dışında Hollanda Doğu Hintelleri Kumpanyası ile Batavia konusunda kitapta yeralan bilgiler de çok dikkat çekici. Bougainville XVIII. yüzyılın ikinci yarısında sömürge yönetimleri ve sömürge tarihi hakkında pek ilginç ve önemli bilgiler vermektedir. O dönemde bir sömürge ticaret merkezinin yaşamı mükemmel bir gözlemle kavranmış ve özlü biçimde yansıtılmıştır (çeviri metinde II, 8. başlık). Kitapta Güney Amerika’daki Portekiz ve İspanyol sömürgeleriyle, Moluk Adaları ve Cava’daki Hollanda sömürgelerindeki yaşam, toplumsal yapı ince gözlemlerle aktarılmaktadır. Moluk Adaları’nda Hollandalıların kurdukları yönetim ağı çok ilginçtir. İspanyol sömürgelerinden Cizvitlerin sürülmesi olayı başlı başına bir tarih başlığıdır.

Böylece eserin denizci kitabı niteliği, bir yönden de tarihi ve sosyolojik verilerle zenginleşmektedir.

Biçemi ve yazınsal niteliği

Bougainville’in yazısı süslerden uzak, yalın ve somut bir yazıdır. Belki anlatısının içeriğinin düzenlenişinde yolculuğunun sonuçlarını başarılı gösterme çabası seziliyor olabilir. Ama anlatısını parlatmak için bir çaba göstermediği kesin. Oysa döneminde bu oldukça yaygındır. Gözlemlerini olabildiğince nesnel biçimde aktarır, oldukça ayrıntılıdır. Gerçekçiliği, davranışları betimlemedeki ustalığı, rastladığı yabanıl toplumlarda izlediği davranışların ardındaki saikleri sezmede sahip olduğu “kendisini başkasının yerine koyarak düşünme” yeteneği onu, hiç olmazsa yöntem bakımından, (çünkü kimi noktalarda vardığı sonuçların yanlışlığı anlaşılmıştır: onlar arasında yaygınlaşmasına katkıda bulunduğu “iyi yabanıl” ve Tahiti mitosları sayılabilir[64] İyi yabanıl [Le bon sauvage]; Montaigne ile başlayan XVIII. yüzyılda Rousseau’nun eserlerinde süren ve doğal halde, doğada yaşayan insanların, -daha sonraları bunlara bir süre ilkel toplumlar adı verilecek, sonra da bunun içerdiği değer yargısını bertaraf etmek için, yazısız toplumlar denilecektir-  şimdikilerden, daha saf, daha iyi ve daha mutlu oldukları yolundaki düşünceler bütünü. Bu öz olarak, XVIII. yüzyılda bir toplumsal eleştiri tavrı biçiminde görünür. Bougainville’in, Tahiti’de yaşam konusunda yazdıklarıyla  (bknz. çeviri metin II. bölüm, 3. başlık) bu düşüncenin gerçekliğini doğruladığı sanılmıştır. )  etnolojinin erken öncülerinden biri gibi gösterir.

Gerek günlüğünde, gerekse kitabında Antik Çağ yazarlarından alıntılar yapar. O döneme kadar kâşif denizcilerde pek rastlanmayan klâsik kültüre yakınlığının işareti bu alıntılar bir güzelleştirme girişiminden çok, kestirmeden bir anlatım yoludur.

Yazar, kitabının başlangıcında, alçakgönüllü görünmek endişesiyle mi; yoksa eylem insanı olarak bir ölçüde küçümsediği “çalışma odasından çıkmadan yazanlardan” kendini ayırmak için mi, dolayısıyla tam tersine, küçümsediklerinden kendini ayırmak amacıyla mı bilinmez, yazı sanatına uzak olduğunu vurguluyor:

“Keşke yazma alışkanlığı bana, özdeki kuruluğu hiç olmazsa biçim yoluyla bir ölçüde olsun dengelemeyi öğretebilseydi! Ama her ne kadar ilkgençliğimden beri bilimlere aşina olsam da ve o dönemde Bay d’Alembert’in bana lütfedip verdiği dersler, okurların hoşgörüsüne bir geometri kitabı sunmama izin verdiyse de, şu anda bilim ve edebiyatın kutsal çatısının uzağındayım; düşüncelerim ve biçemim, on iki yıldan beri sürdürdüğüm başıboş gezgin ve yabanıl yaşamımın izlerini çokça belli ediyor artık. Yazı sanatı ne Kanada ormanlarında, ne de denizlerde dalgaların sırtında öğrenilebilir…”

Oysa bu üç cümle bile Bougainville’in yazma yeteneğinin hayli yükseklere ulaştığını göstermeye yeterli. Ayrıca kitabının birçok sayfasında yazı sanatına ileri derecede hâkim olduğunu gösteren bölümler var. Ayna parçaları yutan Yerli çocuğun büyücü tarafından sağaltılma çabalarının betimlenişi (I, 9. başlık), İspanyollar tarafından Cizvitlere karşı girişilen eylemin öyküsü (I, 7. başlık), Tahiti’de ilk karaya çıktıkları günde, Yerli reisinin evini ziyaret ve oradaki yaşlı Yerlinin endişesinin anlatımı (II, 2. başlık ilk paragraflar) bunlardan birkaçıdır. Bu sonuncusu Diderot tarafından da Bougainville’in Yolculuğuna Ek adlı eserde kullanılacaktır. Bu incelikli gözlemlerin yalın ama hayli etkileyici anlatımı üstün bir edebi nitelik sayılmaz mı?

Öte yandan yolculuğunun sona erişiyle kitabının yayınlanması arasında geçen süre içinde Paris’te karşılaştığı kimi davranışları da acımasızca –ve bunda çok haklıdır– teşhir etmekten kaçınmaz; o satırlardaki gücü Voltaire’i anımsatır. Örneğin Yerli Aoturu’nun karşılaştığı ilginin türü ve sonuçları konusunda şöyle yazıyor:

“Onu görme arzusu herkeste çok şiddetliydi; ama bu verimsiz merak,  doğuştan alaycı, başkentin dışına adımını atmamış, hiçbir şeyi derinlemesine düşünemeyen ve her türlü hatalar içinde her şeye sadece önyargılı bakan ama gene de katı ve kesin sonuçlara ulaşan adamları yanlış düşüncelere vardırmaktan başka bir şeye yaramadı.”

Bougainville’de doğa betimlemeleri konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Eserin, daha çok orta öğretim öğrencilerine yönelik bir basımını hazırlayan Pierre Mounier, “kimi adaların betimlenişi birçok yönden, birkaç yıl sonra Bernardin de Saint-Pierre’in Paul ve Virginie adlı eserindeki betimlemelerin bir öncüsü gibidir” derken,[65]Pierre Mounier, “Les clés de l’œuvre” in  Bougainville, Voyage …, Pocket, Paris, 1999,   s.205. Etienne Taillemite tam aksi görüştedir. Şöyle yazıyor: “Geç XVIII. yüzyıldan çok, erken XVIII. yüzyılın insanı, gezgin ve filozof Bougainville, çağdaşlarının birçoğu gibi, doğa güzelliklerine pek duyarlı değildir. Bu açıdan bakıldığında Rousseau’dan çok Montesquieu’ye (…) benzer… Estetik sözcük dağarcığı yoksuldur, betimlemeleri, askeri metinler gibi kısadır. Yolculuğu onu evrenimizin hiç şüphesiz en görkemli, en etkileyici yerlerine götürmüştür: Magellan Boğazı, Tahiti, Sunda Adaları, Ümit burnu; ama bu güzellikler onun pek dikkatini çekmez.”[66]Etienne Taillemite, op. cit., s. I, 56. Sanırım bu noktada E. Taillemite’e hak vermek gerekiyor. Gerçekten Bougainville denizin, rüzgârın, yelkenlerin hallerini, geminin kaçışını ya da sürüklenişini anlatmada ne kadar usta ve ayrıntılıysa, doğa betimlemelerinde o kadar kısa, yüzeysel ve biraz acele ve biraz da sıradandır.

Ama bu yargı sadece doğa güzellikleri için geçerlidir. Doğada onu öncelikle ilgilendiren bir yandan seyri etkileyen unsurlar: mercan resifleri, kör kayalar, denizin derinliği ve dibin niteliği, demir yerlerinin korunaklılığı, akıntıların yönü, demirlenen yerde tatlı su ve odun ikmalinin yapılıp yapılamayacağı ise, bir yandan da insana doğrudan yararlı olacak faunası ve florasıdır. Birinci bölümün dördüncü başlığında, Malvinas Adaları’nın bitki ve hayvan kaynaklarına ilişkin çok ayrıntılı, ve doğayla içli dışlı bir yaşamın yanı sıra, ancak doğabilimle belli bir yakınlığın sağlayacağı gözlem gücüyle yapılabilecek betimlemede, bu faydacı yaklaşım çok belirgin biçimde görünür. Yukarda görüldüğü gibi seyir defterinde de çok ayrıntılı ve sistematik böcek, deniz kabuklusu betimlemeleri mevcuttur. Kısaca doğanın güzelliği karşısında duygulanmak yerine o bilginin, yararın peşindedir. Öyleyse doğa kitapta çokça yer işgal eder, zaten bu aynı zamanda bir coğrafya kitabıdır, başka türlü olamaz; ama doğa her seferinde romantik ve estetik bir bakışla değil faydacı bir bakışla ele alınır. Romantizm için bir süre daha beklemek gerekecektir.

Buna karşılık kentleri betimlemeyi sever ve bunu titizlikle yapar, Buenos Aires’in, Batavia’nın hem yerleşim dokuları hem de toplumsal dokuları pek ayrıntılı biçimde kitapta yeralır. Kaldı ki kendisi de izleyeceği bu yolu 1 Ocak 1768 tarihinde seyir günlüğünde üstü örtük olarak haber vermişti: Onun amacı, salonlardaki zarif hanımlarla beylerin hoşuna gidecek güzel “ama işe yaramaz” bir kitap yazmak değildir. İşe yarayacak bilgiler verebilmektir. Sonuçta Bougainville’in yukarda başka örneğini de verdiğim buna benzer eleştirel çıkışlarla kendine çizmiş göründüğü program, gene de, hem edebi hem de coğrafi yönden üstün bir kitap yaratmasına engel olmamıştır. Biraz alaycı bir tarihçi şu değerlendirmeyi yapıyor: “Denizlere egemen olma konusunda İngilizlerle ve özellikle Cook ile rekabet edemeyen Bougainville, döneminin diğer Fransızları gibi, onlarla ancak Fransız üstünlüğünün tartışılamayacağı biricik alanda, yazı alanında boy ölçüşebilmiştir.”[67]Jean-René Vanney, op. cit., s.160.

BİTİRMEK İÇİN KİŞİSEL BİR NOT

Dünya çevresinde yolculuğunu tamamlayıp Paris’e döndüğünde karşılaştığı, kendisini hafife alır, önemsemez tavırlara bir tepki olarak, “N’aapalım! Ben de adımı bir çiçekte yaşatırım” demiş olsa bile[68]Türkçede begonvil denilen çiçek türünün adı Bougainville’den kaynaklanmaktadır.  Doğabilimci olarak Dünya çevresinde yolculuğa katılan hekim ve botanikçi Philibert Commerson [Filiber Komerson], bu yolculuk sırasında bulup betimlediği dönenceler ve dönence altı bölgesine ait bir bitki türüne, sefer komutanının adını vermiştir: Bougainvillea.  Ancak aktarılan sözlerin Bougainville tarafından gerçekten söylenmiş olup olmadığı kesin değildir. Bir yakıştırma da olabilir. Bougainville, yolculuğunun öyküsünün yayınlayışından neredeyse iki buçuk yüzyıl sonra, çok çağdaş ve üstün bir yazar olarak yaşamaktadır.

Kitabın çevirmeni, çeviri süresince kendini, denizlerde, La Boudeuse’ün kıç kasara güvertesinde, dümen dolabının ya da grandi direğinin berisindeki bocurgatın hemen yanında, iskotalar, kandilisalar, istralyalar, çarmıklar ve armanın diğer halatları, ipleri, makaraları ve zincirleri arasında sanmış ve zaman zaman Bougainville’in, ya da kaptan Duclos-Guyot’nun komutlarını, rüzgârın uğultusunu, armanın ıslıklarını, yelkenlerin hışırtısını ve tramolalarda şaklayışını, ahşap geminin gıcırtılarını, kırılan direk ya da serenlerin çatırdayışını ve her yarım saatte bir döndürülen kum saatiyle birlikte çalınan çanı duyar gibi; dalgaların sırtından rüzgârla süpürülen taneciklerin yüzüne çarptığını sezer gibi, onlarla taşınan tuzun tadını alır gibi olmuştur. İskandil sonuçları ya da rüzgârın şiddeti karşısında gemi ve içindekiler için endişelenmiş ya da sevinmiştir. Okurun da bunları duyumsamasını dilemektedir.

İki yüz elli yıl kadar önce yaşasaydım eğer, XVIII. yüzyılın ortalarında doğmuş olsaydım yani ve 1766 yılında bana: “Bu yılsonuna doğru Bougainville La Boudeuse fırkateyniyle sefere çıkıyor, bir buçuk yıl sonra da James Cook, tadil edilmiş, yuvarlak pruvalı kömür gemisi Endeavour ile yelken açacak, gel seni bunlardan biriyle gönderelim!” demiş olsalardı, ben Bougainville’i seçerdim.

Prof. Dr. Ömer Bozkurt

SUNUŞA EK:

METİN DÜZENLEMESİNE VE ÇEVİRİYE İLİŞKİN AÇIKLAMA

Bu çeviride kitabın 1771 basımı esas alınmıştır. Ama 1772 basımında yazar tarafından gerek dipnotlara gerekse metne yerleştirilen eklerin de hemen tamamı katılmış ve bunlardan önemli ve oylumlu değişiklik niteliğindekilerin sonradan eklenilmiş olma özellikleri genel olarak son notlarda, dipnotlarınkiyse hemen nottan sonra belirtilmiştir. Buna karşılık 1772 basımına eklenen Tahiti sözcük dağarcığına ilişkin bir bölüm Türkçe çeviride bulunmamaktadır.

Bougainville’in metninin içerdiği coğrafi, tarihsel ve denizciliğe ilişkin unsurlar nedeniyle, çeviri metni oldukça kapsamlı kimi açıklamalarla birlikte sunma zorunluluğu doğmuştur. Ama okumayı güçleştirmemek kaygısıyla ve kimi okurları yormak pahasına bunlar topluca kitabın sonuna yerleştirilmiştir. Metin sayfalarında yeralan (*, **) biçiminde sıralanmış dipnotlar sadece yazarın gerek 1771 gerekse 1772 basımlarına eklediklerinden ibarettir.

Kitapta geçen ve tarihi önemde olduğu düşünülen özel adların okunuşları da metin içinde köşeli ayraçlar arasında verilmiştir.

Kitapta özel adların yazımı farklılıklar göstermektedir. Bunlar düzeltilmemiş, günümüzde doğru sayılan yazımları son notlarda gösterilmiştir. Bougainville, yerlemleri kimi zaman simgelerle, kimi zaman yazıyla vermektedir -örneğin  (15°), (15 der.) ya da (on beş derece); (27’), (27 dak.), ya da (yirmi yedi dakika). Bunlar da birörnekleştirilmemiş özgün metinde olduğu gibi bırakılmıştır.

Bu açıklamayı bazı borçlarımı kabul ederek bitirmek istiyorum. Aslında hayli eski ve birikmiş bu borçlardan biri, yıllardan beri hayranlık ve şükran duygularıyla kullandığım Tahsin Saraç’ın Büyük Fransızca-Türkçe Sözlük’üne olan borcumdur. Hiç şüphesiz günümüzde Fransızcadan çeviren pek çok kişi bu sözlükten yararlanmaktadır. Ben ona duyduğum güveni ve ondan sağladığım yararı belirtmeden geçemiyorum. Bu eserin düzeyi uzun zaman aşılamayacaktır. Onun yanı sıra kullandığım sözlüklerden biri daha anılmaya değer. Artık ancak sahaflarda belki bulunabilecek bu eser anonim bir sözlüktür: 30.000 Kelimelik-İzahlı ve misalli Fransızca-Türkçe sözlük. (Bir heyet tarafından hazırlanmıştır), Ahmet Halit Kitabevi, İstanbul 1945.

Borçlu olduğum ikinci sözlük yazarı Kaptan Refik Akdoğan’dır. Onun Türkçe-İngilizce Ansiklopedik Denizcilik Sözlüğü[69]Refik Akdoğan, Türkçe-İngilizce (Türkçe açıklamalı) Ansiklopedik Denizcilik Sözlüğü, (Kendi yayını) 2. baskı, İstanbul 1988. 504 s. olmasaydı Bougainville’i çevirmek çok güçleşirdi. Fransızcadan çevirirken bu sözlüğü nasıl kullanabildiğim sorulursa, yanıtım, bir üçüncü borcumu ödeme fırsatını verir: René de Kerchove’un International Maritime Dictionnary[70]René de Kerchove, International Maritime Dictionnary, 2nd edition,   D. Van Nostrand Company, Inc. Princeton, New Jersey, 1961.  1018 p. adlı eserinin yardımıyla. Bu sözlük içerdiği dizinlerden ötürü aynı zamanda, Fransızca-İngilizce, Almanca-İngilizce ve Fransızca-Almanca çift yönlü sözlük niteliğindedir.

Hizmetleri çok büyük olmakla birlikte, adları hemen hiç anılmayan bu sözlük yazarlarına borcum çoktur. [Ö. B.]

Notlar   [ + ]

1.  Normanların keşif ve yerleşim destanlarının güzel bir Türkçe çevirisi vardır: Vinland Sagaları, (Çev. Kudret Emiroğlu) İmge Kitabevi, Ankara 1996.  112 s.
2. Bu düşünceyi ileri sürenlerden bir tarihçi şöyle yazıyor: “Kostantiniyye’nin Osmanlılar tarafından fethi, doğu ile batı arasındaki eski ticaret yollarını kesmiş ve keşifler çağını başlatmıştır. Hintelleri’ne yeni yollar bulunması gerekiyordu.” Martin Conway, No Man’s land – A History of Spitsbergen From its Discovery in 1506 to the Beginning of the Scientific Exploration of the Country, Cambridge University Pres, 1906, 380 pp. [Tıpkıbasımı, Damms Antikvariat A/S, Oslo 1995], s.  6.
3. Byron’la karşılaşmayı aktaran  Louis Constant, “Introduction”, in L.- A. de Bougainville, Voyage…,  Découverte, Paris 2006 [1980], s. vı. Carteret ile karşılaşma konusunda bknz. Türkçe çeviri metinde II. bölüm, 9. başlık.
4. Louis Constant, op. cit., s. xxvıı.
5. Yves Joseph de Kerguelen de Trémarec [İv Jozef dö Kergelen dö Tremarek] (1734–1797). 1771–1774 yılları arasında Ümit Burnu’nu dolanarak Hint Okyanusu’nun güneyinde yaptığı iki açınsama yolculuğunda Kerguelen Adalarını bulmuştur. Talihsizliği, keşfettiği adalara ayak basmamış oluşu (subaylarından biri el koyma işlemini gerçekleştirmiştir), Fransa’ya dönüşünde yargılanıp mahkûm edilişi (cezalandırma nedeni gemisine gizlice kadın yolcu almasıdır), nihayet keşfettiği toprakların insan yaşamı için çok zor bir iklimde yeralışı ve kolonileştirmeye imkân vermeyen niteliğinden kaynaklanır. Kerguelen Şövalyesi’nin keşfiyle ilgili olarak bknz. J.–P. Kauffmann, Kerguelen Adalarındaki Kemer, (çev. Ömer Bozkurt) YKY, İstanbul 1997.
6. Bougainville’in yaşam öyküsü ve yolculuğu konusunda çok ayrıntılı bir çalışma için bknz. Jean-Étienne Martin-Allanic, Bougainville navigateur et les découvertes de son temps,  2 tomes, Presses Universitaires de France, Paris 1964, 1600 s.  İzleyen altı paragraftaki bilgiler öncelikle bu esere borçlanılmıştır.
7. Fr. :Les Mousquetaires noirs;  Yağız (kara donlu) atlara bindikleri için böyle adlandırılan kralın seçkin koruma birliği.  Bir de ayrıca kır atlara binen beyaz silahşorlar vardı. Kral XV. Louis henüz çocukken III. Ahmet’in buyruğuyla Fransa’ya yaptığı yolculuğun anlatısında, 28 Mehmet Çelebi, bu birlikleri şöyle anlatır: “Kral sarayına bahçe tarafından varılup bahçe içinde dizilen recimentin [alayın] birine ak atlu ve birine siyah atlu dizmişler idi. Cümle askerin ziyade  muteberi bunlar imiş ve bunların neferleri cümle kibarzâde ve beyzâde imiş.” Şevket Rado (haz.) Paris’te Bir Osmanlı Sefiri,Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Fransa Seyahatnamesi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2006, s. 35.
8. Alexis Claude  Clairaut [Aleksis Klod Klero] XVIII. yüzyıl matematikçisi ve astronomu; Maupertuis ile birlikte bir meridyen yayının iki ayrı yerde ölçülmesini amaçlayan keşif yolculuklarından Lâponya’ya yapılanına katılmış ve Théorie de la figure de la terre  (Yer’in Biçimi Kuramı) adlı kitabını yayınlamıştır (1743).
9. Birleşik Krallık Bilimler Akademisi; kuruluş tarihi 1660.
10. Fransa’da 1789 İhtilali’nden önceki krallık dönemine verilen ad.
11. Denis Diderot, “Compte rendu du voyage de Bougainville”, in Supplément au voyage de Bougainville, Gallimard, Folio-Classique, Paris 2002, s. 151.
12. Ibid., s. 150-151.
13. Etienne Taillemite,  Bougainville et ses compagnons autour du Monde 1766–1769, [Dünya Çevresinde Bougainville ve Yol Arkadaşları]  2 Tomes, Imprimerie Nationale Éditions,  Paris 1977. 516+518 pp.  [Tek cilt halinde tıpkıbasımı 2006] , s. I, 114. Taillemite, Bougainville’i yokumsayan başkalarının adlarını da sayıyor. Ancak bir başka kaynak, Voltaire’in, künyesi verilmeyen bir başka yazısında Tahiti Adası’na frengi hastalığını kimin getirdiği konusunu aktarırken Bougainville’in adını andığını belirtiyor. M. Bideaux-S. Faessel “Introduction” s. 21, n.56. in Louis-Antoine de Bougainville, Voyage autour du Monde,  Édition critique par Michel Bideaux et Sonia Faessel, Presses de l’Université de Paris-Sorbonne,  Coll. Imago Mundi, Paris, 2001, 509 s. 
14. James Cook’un gemisi Resolution’dan sonra o noktaya başka bir geminin ulaşması için yüz seksen yıl kadar zaman gerekecektir; 1956’da oraya Burton Island buzkıranı varmıştır. (Jean-René Vanney, Histoires des mers australes, [Güneysel Denizlerin Tarihi], Fayard, Paris 1986, s. 185. Cook’un yolculuklarının Türkçe çevirisi seçmelerden oluştuğu için bu iki önemli tarihten birincisine ilişkin kayıtlar yeralmıyor.  İkincisi için bknz. James Cook, Dünyanın Çevresinde Yolculuk Öyküleri,  (Çev. Aysen Altınel)  İthaki yayınları, İstanbul 2006. s. 226-228.
15. De Brosses’tan aktaran E. Taillemite, op. cit., s. I, 9.
16. Ibid.
17. XX. yüzyılın son deniz savaşı niteliğindeki Birleşik Krallık ile Arjantin arasındaki Malvinas- Falkland Savaşı’nın kökenleri o tarihlere kadar çıkar.
18. Anılan görev emri şöyle yazılmıştır: Piyade Albayı ve sefer sırasında Deniz Albayı Bay de Bougainville’in, gerçekleştireceği işlemler için Kral’ın emirlerini içeren muhtıra. Majesteleri, Malvinas Adaları’na sefere çıkmak üzere,  Nantes Limanı’nda La Boudeuse fırkateynini, Rochefort Limanı’nda da L’Étoile yük gemisini donatmıştır; yola ilk çıkacak olan La Boudeuse fırkateyninin komutasını Bay de Bougainville’e vermiştir. Majestelerinin arzusu, Bay de Bougainville’in Nantes’tan hareketten sonra La Plata Irmağı’na giderek, orada Katolik majestelerinin [İspanya Kralının] limanlarından yola çıkardığı ve aynı ırmağa gidecek olan iki fırkateyn ile buluşmasıdır./ İki İspanyol fırkateyniyle buluştuktan sonra, [Bay de Bougainville] onları Malvinas Adaları’na götürecek ve bu adaları, oradaki komutana iletilen ve bir kopyası da kendisine verilecek emirlere uygun olarak Katolik Majestelerinin subaylarına devredecektir. (…) Bay de Bougainville, Malvinas Adaları’nı İspanyollara devrettikten ve L’Étoile yük gemisi kendisinin emrine girdikten sonra, bu iki gemiyle yola çıkacak ve Güney Denizi’nden Çin’e yönelecektir. Mevsimin ve rüzgârların durumuna göre Magellan Boğazı’ndan geçmek ya da Horn Burnu’nu dönmekte özgür olacaktır./Çin’e doğru yolalırken, Pasifik Okyanusu’nda, Amerika’nın batı kıyıları ile Hintelleri arasında bulunan ve denizciler tarafından görülmüş ve Diemen Toprağı, Yeni Hollanda, Karpenterya, Kutsal Ruh Toprağı, Yeni Gine vb. adlar verilmiş karaları elinden geldiği ve azami ölçüde açınsayacaktır./Bu ada ya da kıtaların açınsanmasına henüz yeni başlandığı için, bunu geliştirmek çok yerinde olacaktır.  Kaldı ki henüz hiçbir Avrupa ulusu bu topraklarda ne bir yerleşim kurmuştur ne de bir hak sahibidir, Fransa için buraları açınsamak ve eğer ticaretine ve yapacağı seferlere yararlı olacaksa, el koymak ancak yarar sağlayabilir./Bu çerçevede Bay de Bougainville’in özellikle açınsayacağı yöreler, kırk derece güney enleminden kuzeye doğru çıkan denizlerdir, bu yönde iki dönence arasında bulunabilecekleri de inceleyecektir./Değerli madenler ve baharat bu iklimlerde bulunmaktadır. Bay de Bougainville, toprağı, ağaçları, önde gelen ürünleri inceleyecektir; dikkat çekici bulduğu her ürünün örneklerini ve çizimlerini getirecektir. Gemilere uğrak yeri oluşturabilecek mevkileri ve seyirle ilgili her şeyi,  elinden geldiğince belirleyecektir. Majesteleri, bütün bu bilgileri derlemek için, Bay de Bougainville’in daha önceden kanıtlanmış gayretine güvenmektedir./Bu bilinmeyen yerlerde karaya çıktığı her seferinde Bay de Bougainville, değişik yerlere, Fransa’nın armasını taşıyan direkler dikecek, orada yerleşmek üzere kimseyi bırakmaksızın, Majesteleri adına el koyma belgeleri tanzim edecek ve buna ilişkin olarak tutulan zabıtları getirecektir.(…) Majesteleri, Bay de Bougainville’den, mümkün olduğu takdirde, Hintelleri Kumpanyası’nın Çin ile ticaretinde bir depolama yeri biçiminde yararlı olabilecek, Çin kıyılarına yakın bazı adaları açınsamasını istemektedir./ Bay de Bougainville’in seferi iki yılı aşmayacak olduğu ve seferinin şartları doğrudan Fransa Adası’na gitmesini gerektirebileceği için, Majesteleri Çin kıyılarına uğrayıp uğramamakta kendisini özgür bırakmaktadır. Bu konuda içinde bulunduğu şartlara göre davranacaktır. /Ne olursa olsun Bay de Bougainville, barışın devam edip etmediği ya da herhangi bir ulusla savaş olup olmadığını öğrenmek ve Majestelerinin iki gemiden herhangi biri için vermiş olabileceği yeni bir sefer emrini almak amacıyla Fransa Adası’na mutlaka uğrayacaktır. (…) Majestelerinin, oluşturduğu görüşler ve Bay de Bougainville’in çıkacağı seferden elde edilebilecek yararlar konusunda verdiği genel emirler böyledir. Majesteleri, iki geminin dönüşünden sonra Bay de Bougainville tarafından verilecek bilgilere dayanarak, subayların ve mürettebatın sefer sırasında hakettiği ödülleri saklı tutmaktadır. /Versailles, 26 Ekim 1766.”
19. Bu iki emirnamenin tam metinleri hem Taillemite (op. cit, s. I, 21–25) hem de Bideaux-Faessel’de (op. cit, s. 386–391) bulunabilir.
20. Ancak büyük ölçekli haritalarda görülebilen Mindin, Loire Irmağı’nın halicinde sol (güney) kıyıdadır.
21. Bougainville’in seyir defterinden 15 Kasım 1766.
22.  Fransa’da o dönemde 1 ayak 0,324 m.’ye denk sayılmaktadır.
23.  L. Denoix: “Les bateaux du voyage de Bougainville”, in Journal de la Société des Océanistes,  no. 24, Décembre 1968, p. 55-58’den aktaran Taillemite, op. cit., s. 32-34.
24. La Boudeuse’ün toplam mürettebatının 209 kişi olduğunu ve bunların 190’dan fazlasının bu güverteye yerleştiği anımsanmalıdır.
25. D. Diderot,  op. cit., s. 150-157.
26. E. Taillemite, op. cit., passim.
27. P. Chaunu,  La civilisation de l’Europe des Lumières,  s. 92’den aktaran E. Taillemite, op. cit., s.103.
28. Bougainville’den sonra da Cook, onlara Yeni Hebridler adını verecektir.
29. E. Taillemite, op. cit., s. 103.
30. Aktaran, E. Taillemite, op. cit., s. 97.
31. Bknz. çeviri metin I, 1.
32. Martin Conway, op. cit., s. 6.
33. Richard Hakluyt, The Principal Navigations, Voiages, Traffiques and Discoveries of the English Nation, 3 volumes; London: Imprinted by G. Bishop, R. Newberie and R. Barker, 1598–1600,  V. I, s. 216’dan aktaran Martin Conway, op. cit., s. 6.
34. Etienne Taillemite,  op. cit., s. I, 122, n. 1.
35. Ibid., s. I, 24.
36. Paris’te, Vincennes Bahriye Arşivi’nde, Marine 4 JJ 142, no. 17.
37. Op. cit., s. 123.
38. E.Taillemite, op. cit.
39. Joli frais. Günümüzde Beaufort ölçeğinde 4. derece.
40. Paris meridyenine göre.
41. Taillemite, op. cit., s.  I, 188.
42.  Ibid., s.  I, 232.
43. Ibid., s. I, 200.
44.  Komodor Byron 1765’te Malvinas Adaları’nı açınsamış ve Port-Egmont adını verdiği, yerleşim kurmaya elverişli bir yer bulmuştu. İngiltere, onun hazırladığı rapor üzerine orada bir koloni kurmaya karar vermişti. Gemilerde çok sayıda kadının bulunması nedeniyle Bougainville, bunların oraya götürülen yerleşmeciler olduğunu düşünüyor. (E. Taillemite, op. cit., s. I, 227.
45. Bougainville’in kitabında olduğu gibi seyir günlüğünde de özel adların yazımı sorunludur. Bu konuda, çeviri metnin sonundaki 7 sayılı nota bakınız.
46. E. Taillemite, op. cit., s. 228.
47. Ibid., s. 375.
48. Ibid., s. 377. Taillemite’in verdiği bilgiye göre, Bougainville’in atıfta bulunduğu kitap, Londra Kraliyet Cemiyeti üyesi, Königsbergli doğa bilimci Jean-Théodore Klein’ın 1734’te Fransızcaya çevrilen Naturalis dipositio echinodermatum’dur.
49. Ibid., s.323. Bu el koyma işleminin gece vakti, Yerlilerin bilgisi dışında yapılmış olması dikkat çekicidir. Béatrice Waggeman, Le Voyage autour du monde de Bougainville, Droit et imaginaire, (Presses Universitaire de Nancy,  Nancy 1992) adlı eserinde (s. 28) bu hususa dikkat çekiyor.
50. Histoire générale des voyages, ou nouvelle collection de toutes les relations de voyage par mer et par la terre publiées jusqu’à présent dans les différentes langues.
51. Taillemite, op. cit., s. I, 281.
52. Çağdaş Fransızca basımı: Gerrit de Veer, Prisonniers des glaces, Les expéditions de Willem Barentsz (1594–1597), Les relations de Gerrit de Veer établies  et présentées par Xavier de Castro, Editions Chandeignes / UNESCO,  Paris 1996, (Özgün adı: Gerrit de Veer, Waerachtighe besschryvindghe van drei sylagien…, ) Amsterdam, 1598.
53. Xavier de Casto, “Préface” in Gerrit de Veer, op. cit., s. 33-34.
54. Voyage Round the World (1776–1769) in the Frigate La Boudeuse and the Store-ship L’Etoile, London 1772.
55. Jean-Etienne Martin-Allanic, Bougainville navigateur et les découvertes de son temps, PUF, Paris 1964 2 vols. s. 975’ten aktaranlar Bideaux-Faessel,  “Introduction”  s. 31.
56. Bideaux-Faessel, op.cit.,  s. 32.
57. Bideaux-Faessel,  Op cit., s. 33-34, 461-462.
58. Bu yayının künyesi yukarda 13 sayılı dipnotta verilmiştir. Bu değerli çalışmada, ayrıntılı bir “Giriş” [önceki yollamalarda Introduction olarak belirtiliyordu], Bougainville’in Malvinas Adaları’na ilişkin olarak XV. Louis’nin dışişleri, savaş ve bahriye nazırı Choiseul Dükü’ne [Şuazöl Dükü] yazdığı muhtıra;  kralın Bougainville’e verdiği talimatların metinleri, Diderot’nun 1771’de Dünya’nın Çevresinde Yolculuk üzerine hazırladığı tanıtım yazısı; Tahiti Adası’na, Bougainville’den önce el koyan Wallis’in seyir günlüğünden parçalar, Onun ardından oraya varan James Cook’un seyir günlüğünden bölümler, Tahiti mitosunun Avrupa’da yayılışına ilişkin bir inceleme ile Bougainville’in Tahiti’den Fransa’ya getirdiği Yerli Auturu’nun sefere katılışı ve Fransa’da onun hakkında yazılanları içeren bir “Tahiti Dosyası”; kralın kitabın satışa çıkarılabilmesi için verdiği ruhsat, geniş bir bibliyografya ve dizinler yeralmaktadır.
59. Burada belirtilmesi gereken bir nokta şudur: İstisnasız bütün çağdaş basımlardaki  (1976’dan sonraki bütün basımlar) sunuş yazılarının, analizlerin, ek açıklamaların esas itibariyle iki kaynaktan çok yararlanmış oldukları gözlenmektedir.  Bunlardan birincisi bu sunuşta benim de çok yararlandığım E. Taillemite’in anılan etkileyici yayınıdır. İkincisi ise ancak pek geç elde edebildiğim, dolayısıyla yeterince yararlanamadığım Martin-Allanic’in gene yukarda anılan eseridir. Sanıyorum ki, diğer dillerdeki çağdaş incelemeler için de bu iki kaynak vazgeçilmez ve yön verici niteliklerini muhtemelen çok uzun yıllar boyunca koruyacaktır.
60. Aşağıda, Fransızca metnin ücretsiz indirilebileceği bu iki sitenin adresi verilmektedir. Ancak bu sitelerdeki metinler 1771 ve 1772 basımlarıyla, dolayısıyla Türkçe çeviriyle tam uyum içinde değildir. Kimi başlıklar bütünüyle, kimi başlıklarda da bazı paragraflar eksiktir.(http://www.diplomatie.gouv.fr) Bu sitenin kendi içindeki arama motorunu Bougainville için kullanmak gerekir. (http://www.ebooksgratuits.com/pdf/bougainville_voyage_autour_monde)
61. Bu görünümler sadece yazıyla anlatılmaktadır.  Bougainville’in yol arkadaşları arasında bir ressamın yokluğu kendini belli etmektedir. Varılan yerlere ait kimi haritalar bulunmasına rağmen, kitapta kıyıların görünümüne ilişkin hiçbir çizim yoktur.
62. James Cook, op. cit,, s. 197, n. 29. Cook’un Magellan Boğazı’nda seyir konusunda yazdıkları, Türkçe çeviriye esas olan metinde yoktur. Bu bilgi Bideaux-Faessel, op. cit., s. 22’den aktarılmıştır.
63. Aktaran E. Taillemite, op. cit., s. 24-25.
64.  İyi yabanıl [Le bon sauvage]; Montaigne ile başlayan XVIII. yüzyılda Rousseau’nun eserlerinde süren ve doğal halde, doğada yaşayan insanların, -daha sonraları bunlara bir süre ilkel toplumlar adı verilecek, sonra da bunun içerdiği değer yargısını bertaraf etmek için, yazısız toplumlar denilecektir-  şimdikilerden, daha saf, daha iyi ve daha mutlu oldukları yolundaki düşünceler bütünü. Bu öz olarak, XVIII. yüzyılda bir toplumsal eleştiri tavrı biçiminde görünür. Bougainville’in, Tahiti’de yaşam konusunda yazdıklarıyla  (bknz. çeviri metin II. bölüm, 3. başlık) bu düşüncenin gerçekliğini doğruladığı sanılmıştır.
65. Pierre Mounier, “Les clés de l’œuvre” in  Bougainville, Voyage …, Pocket, Paris, 1999,   s.205.
66. Etienne Taillemite, op. cit., s. I, 56.
67. Jean-René Vanney, op. cit., s.160.
68. Türkçede begonvil denilen çiçek türünün adı Bougainville’den kaynaklanmaktadır.  Doğabilimci olarak Dünya çevresinde yolculuğa katılan hekim ve botanikçi Philibert Commerson [Filiber Komerson], bu yolculuk sırasında bulup betimlediği dönenceler ve dönence altı bölgesine ait bir bitki türüne, sefer komutanının adını vermiştir: Bougainvillea.  Ancak aktarılan sözlerin Bougainville tarafından gerçekten söylenmiş olup olmadığı kesin değildir. Bir yakıştırma da olabilir.
69. Refik Akdoğan, Türkçe-İngilizce (Türkçe açıklamalı) Ansiklopedik Denizcilik Sözlüğü, (Kendi yayını) 2. baskı, İstanbul 1988. 504 s.
70. René de Kerchove, International Maritime Dictionnary, 2nd edition,   D. Van Nostrand Company, Inc. Princeton, New Jersey, 1961.  1018 p.